Amy Tan’in kuşaklar arası çatışmalar üzerine kurulu best-seller romanından hareketle çekilen “The Joy Luck Club” birbiri içine geçen on altı kısa anne-kız öyküsünden oluşuyor. Amerika’nın San Fransisco kentinde geçen film, 2. Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda ABD’ye göçen ve sık sık bir araya gelerek oyun oynayan bir grup Çinli kadının yaşamlarına odaklanıyor.
Kocasıyla yıllar önde Çin’den Amerika’ya göçüp yeni bir hayata başlayan Evelyn, yaşayabileceği alternatif hayatlarla bağlantılı diğer evrenleri keşfederek, tek başına tüm evrenleri kurtarması gereken çılgın bir maceraya sürüklenir.
This is the story of the internal struggle between a man's Brain—a pragmatic protector who calculates his every move, and his Heart—a free-spirited adventurer who wants to let loose.
Dünya prömiyerini geçtiğimiz ağustos ayında Telluride Film Festivali’nde yapan The Assistant’ın başrolünde Ozark dizisiyle Emmy kazanan genç oyuncu Julia Garner yer alıyor. Garner filmde Rose adlı genç bir kadına hayat veriyor. Mezun olduktan sonra büyük umutlarla girdiği iş yerinde erkek iş arkadaşları ve patronunun küçümseyici tavırlarıyla uğraşmak zorunda olan Rose, sıkı çalışan, güvenilir biri olmanın günümüzün kapitalist düzeninde pek bir kıymeti olmadığını yavaş yavaş fark etmeye başlarken, yanında çalıştığı film yapımcısı hakkında keşfettiği gerçekler içine girdiği sistemin tahmin ettiğinden bile daha yozlaşmış olabileceğini gösterecek.
Bir Hollywood starı kendini nasıl olur da süpermarket kasasında çalışan genç bir kadınla Los Angeles’ta turlarken buluverir? Bir zamanların büyük starlarından biri olan adamın yıldızı gitgide sönmekte olduğu için, kendini “şu ufak bağımsızlardan birinde” bir rol almak zorunda hisseder. Saha araştırması için gittiği fakir bir Latin mahallesinde, kendinden pek bir emin gözüken kasacı Scarlet ile karşılaşır. Şoförü onu yolun ortasında terk edince, Hollywood mahallesine geri gidebilmek için Scarlet’tan yardım ister. İkilinin Los Angeles yolculuğu tesadüfi karşılaşmalar, şaşırtıcı durumlar ve hoş sohbetle geçer; ikisi de beklenmedik itiraflarda bulunur.
Brantley Foster, okuldan mezun olur olmaz New York'un en büyük şirketlerinden birinde genel müdür olmayı kafasına koyar ve işe koyulur, büyük çaba ve birazda şansın yardımıyla, bol arzulu bir hayatın içerisine girer.