Fiona visits Paris for the first time to assist her myopic Aunt Martha. Catastrophes ensue, mainly involving Dom, a homeless man who has yet to have an emotion or thought he was afraid of expressing.
Toplumun kurallarıyla boğuşan, cinsellik ve özgürlüklerinin karmaşasına düşen karakterlerle dolu, birbirine muğlak derecelerde bağlı olan bölümlerden oluşan bir Bunuel filmi. Filmde, bir yemek masası çevresinde klozetlere oturmuş insanların kimsenin görmediği yerlere çekilip yemek yemek için özürlerle sofradan kalkmaları gibi sahneler mevcut. Komik ve çılgın öğelerin bulunduğu filmde, Luis Bunuel sürrealistliğini doyasıya ortaya çıkarmıştır. Onlarca başyapıt çıkarmış bir yönetmenin en sıradışı çalışmalarından biri * bunuel: ironi ve absürtlük... toplumu yerden yere vurarak eleştiren, bitirmediği, yarım bıraktığı hikayeler ile insanı meraktan çıldırtan bir film * İnsanların özgürlüğü aradıkları ama onun anlamını bilmedikleri ve daha çok ondan korkmaları... Sahnelerde hep ters ilişki var, burada asıl özgürlük bir hayalet gibi (komünist manifestonun giriş bölümünde böyle bir hayalet benzetmesi yapılmakta) küçük burjuva ve konfor arayışındaki insanların arasında sadece geziniyor.
Tati'nin cins kahramanı Bay Hulot kayın biraderinin ultramodern evine ve de plastik hortum üreten steril bir fabrikaya düşmesiyle tuhaf bir durum komedisi çıkartıyor. Hulot serisinin mekanikleşmiş yaşamı nefis bir şekilde hicveden bu ikinci filmi ile Tati hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızda.
Long married 50-somethings Brigitte and Xavier are prize cattle breeders in regional France. Life is good, but the departure of their children from home has thrown Brigitte’s world into flux, as she finds herself locked into routine. She keeps hoping for something else, something more. A party held by students on the adjoining property accelerates this latent crisis and Brigitte impulsively sets off for Paris under the guise of a doctor’s appointment. The city immediately invigorates her, and when she meets a charming Danish gentleman, she impulsively allows herself to be flattered by his attentions…
Tati karakterlerinin her filmde farklılığı ve bohemliği fark yaratan unsurlardandır. Yıllar süren bir prodüksiyon olan Playtime, bu konuda en iyi örneklerden birisi... Filmde Monsier Hulot'un serüvenleri anlatılmaktadır; kahramanımız Paris’teki bir Amerikalı memur ile görüşmek zorundadır, fakat teknoloji dolu modern mimariler arasında kaybolur. Hulot turistlerin arasına istemeden de olsa karışır ve bir Amerikalı turist grubuyla Paris’i dolaşırken ondan beklenecek kargaşayı da oluşturur.
Valentin D is a hot designer architect who claims to be an orphan because he is too ashamed to admit he is the son of working-class scrap metal merchants from the north of France.