Virginia 'Rusty' Dickinson (Hayley Carr) left England during World War II, and comes back home in 1945. During the war she lived in a foster family and in this way absorbed American culture.
II. Dünya Savaşı'nın gölgesindeki Londra'da, 9 yaşındaki Billy Rohan'ın gözünden sıradan bir ailenin savaşla sarsılan hayatı anlatılır. Alman bombardımanları şehrin binalarını yerle bir ederken, Billy ve arkadaşları için bu kaos, yasaklı bir macera alanına dönüşür. Yetişkinlerin korku ve endişelerine rağmen çocuklar, enkazlar arasında oyunlar oynayarak savaşı kendi eğlencelerine çevirir. Billy'nin annesi Grace, kocasının cephede olmasına rağmen aileyi bir arada tutmaya çalışırken, büyükannesi sert ama sevgi dolu tavırlarıyla evin direği olur. Bombalar patladıkça aile, Londra'dan Thames nehri kıyısındaki bir banliyöye taşınır. Burada Billy, balık tutmak, yaramazlık yapmak ve kuzeni ile yaşadığı ilk aşk deneyimi gibi savaşın unutturduğu masumiyeti yeniden keşfeder.
Middle-aged widow Beatrice Hunsdorfer and her daughters Ruth and Matilda are struggling to survive in a society they barely understand. Beatrice dreams of opening an elegant tea room but does not have the wherewithal to achieve her lofty goal. Epileptic Ruth is a rebellious adolescent, while shy but highly intelligent and idealistic Matilda seeks solace in her pets and school projects, including one designed to show how small amounts of radium affect marigolds.
Britanya'nın şehirlerindeki hayat giderek daha tehlikeli hale gelirken tahliye edilen Lily, Pattie ve Ted, anneleri tarafından Salford'dan Yorkshire'daki Oakworth köyüne gönderilir. Çocuklar, yaralı Amerikan askeri Abe'nin Oakworth İstasyonu'nda saklandığını keşfettiklerinde, kendileri gibi evden çok uzakta olan yeni arkadaşlarına yardım etmek için tehlikeli bir maceraya atılırlar.
2.Dünya Savaşı Avrupa’da henüz sona ermiştir ve Birleşik Krallık halkı 1945 Genel Seçimleri’nin sonuçlarını beklemektedir. Bu süre zarfında, Winston Churchill eşi Clemmie ile Fransa’ya tatile gider. Ard arda görünen flashbacklerde; Chruchill, savaştaki en şanlı anlarını anımsar ve fakat bu anıların, evliliğine kötü etkileri olmaktadır.
6 Haziran 1944. 150,000 asker, 5,000 gemi ve 11,000 uçak. Bir adamın kararı! Normandiya çıkartması (II. Dünya Savaşı'nın en büyük askeri operasyonu)! Sonun başlangıcı... Dwight "Ike" Eisenhower'ı Amerika'nın en güçlü askeri liderlerinden biri olarak belirleyen olay... Eisenhower, bir yandan yüzbinlerce askerin kaderine karar verirken, diğer yandan da İngiltere Başbakanı Winston Churchill, Amerikalı General Ceorge S. Patton, İngiliz Saha Mareşali Bernard Montgomery ve Fransa Başkanı Charles de Gaulle ile karışık stratejik ilişkileri yönetmeye çalışmaktadır. Çıkartmaya 90 korkunç gün kalmıştır. Bu hiç bir garantinin ve ikinci şansın olmadığı bir zamandır. Bu ortamda, bir adam, Dwight Eisenhower, dünya liderleriyle tarihin en alçakça savaşlarından biri için işbirliği yapar.