87 yapımı bu filmde, Chris (Elizabeth Shue) erkek arkadaşıyla geçirdiği tatsız bir olay sonrası çocuk bakıcılığı yapmak üzere geceyi bir evde geçirmeye karar verir. Ne var ki kendisini arayan ve zor durumda olduğunu belirten arkadaşı bütün huzurlu geceyi bozar ve Chris yardım için çocukları topladığı gibi evden çıkar. Chris'in başına gelmeyen kalmaz.
Two friends, one a musician the other constantly depressed wander around Greece and France till they get to Paris without a penny to their name. Here they spend nights in the underground, and squat in houses with the African immigrants. One day they both fall in love with Mathilde a blond dancer and follow her to New York.
Vatandaşları tarafından hain olarak damgalanan Fransız uyruklu Marie DuJardin, Amerikan askerleri tarafından bir şartla kurtarılır. Marie'nin hayatta kalabilmesi için onları bir altın zulasına götürmesi gerekir.
Tati karakterlerinin her filmde farklılığı ve bohemliği fark yaratan unsurlardandır. Yıllar süren bir prodüksiyon olan Playtime, bu konuda en iyi örneklerden birisi... Filmde Monsier Hulot'un serüvenleri anlatılmaktadır; kahramanımız Paris’teki bir Amerikalı memur ile görüşmek zorundadır, fakat teknoloji dolu modern mimariler arasında kaybolur. Hulot turistlerin arasına istemeden de olsa karışır ve bir Amerikalı turist grubuyla Paris’i dolaşırken ondan beklenecek kargaşayı da oluşturur.
Yağmurun sağanak halinde yağdığı karanlık bir gecede, beş adam iyi planlanmış bir tren soygunu düzenler ve 10 milyon dolarlık, dokuz tonluk altın sevkiyatını alıp kaçarlar. Devasa sevkiyatı, üç gizli kamyon yüküne bölen ekip, mükemmel bir kaçış olacağını umdukları bir yere doğru, ülke çapında göze çarpmayan bir kaçış planı yapmışlardır.
Down a foggy, desolate road to the port city of Le Havre travels Jean, an army deserter looking for another chance to make good on life. Fate, however, has a different plan for him, as acts of both revenge and kindness render him front-page news.