Eleanor, soğuk savşın püfür püfür esmiş olduğu 1962'lerde, ABD topraklarında gönüllerince seyahat eden Amerikalı iki genç kızın öyküsünü ele almaktadır.
Fena hâlde bencil ebeveynlere sahip dört kardeş, onlardan sonsuza dek kurtulmak için bir plan yapar ve kendilerine kusursuz biçimde sorunlu bir aile kurar.
Boşanmasının ardından bir yol ayrımında olan bir öğretmen, zorlu bir grup yürüyüş gezisine kaydolduğunda hayata - ve aşka - yeni bir başlangıç yapma girişiminde bulunur.
When her all-male house-cleaning business gets out of control, a mature woman must embrace her own sexuality, if she is to make a new life for herself.
Gelecek vadeden bir müzisyen olan Devon şizofreni hastasıdır ve kardeşi Nick’in bakımına muhtaçtır. Ancak Nick’in karısı Olivia hamile kaldığında ikisi Devon’ın evden ayrılmasını sağlar. Hayatı bir anda altüst olan Devon bu sırada gizemli bir kadın olan Lucy ile tanışır. Birlikte zaman geçirdikten Devon ve Lucy birbirlerine açık olur. Devon, sevdiği kadının kardeşi ile tanıştırmak ister ancak buluşma zamanı Lucy gelmez. Lucy’nin evde de olmaması üzerine Nick, Lucy’nin kardeşinin hayal ürünü olabileceğinden şüphelenmeye başlar. Akıl sağlığını kanıtlamak zorunda kalan Devon, bu sırada Lucy’nin yazdığı bir notu bulur; benimle Sydney’de buluş. Devon, sevdiği kadını bulmak için destansı bir yolculuğa çıkar.