Hayatının son aylarını yaşayan orta yaşlı bir adamın dokunaklı hikayesi... Mutlu bir aile hayatına sahip olan iki çocuk babası bir adam aniden kötü huylu bir tümörün vücudunda yayıldığını öğrenir.
Seçkin festivallerden ödüllerle dönmüş bir yapım ve gerçek bir yaşam öyküsü… Güney Afrika'da yaşayan 10 yaşındaki Sandra (Sophie Okonedo) tipik bir yerli gibi görünmektedir Ancak anne-babası beyazdır; ancak atalarının kökleri, siyahi ırka dayanmaktadır Sandra, beyaz tenli ağabeyinin eğitim gördüğü yatılı okula gönderilir Fakat 'renkli' olduğu için okuldan kovulur Sandra'nın babası Abraham (Sam Neill) bu karara karşı çıkar ve mahkemeye başvurur Bu olay uluslararası bir skandal haline gelir Sandra, ilerleyen yıllarda da ırkçılık sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda kalacaktır.
South America, 1960. A lonely and grumpy Holocaust survivor convinces himself that his new neighbor is none other than Adolf Hitler. Not being taken seriously, he starts an independent investigation to prove his claim, but when the evidence still appears to be inconclusive, Polsky is forced to engage in a relationship with the enemy in order to obtain irrefutable proof.
Ankara'da saygın bir sanatçı çift olan Derya ve Aziz, 13 yaşındaki kızlarıyla birlikte mutlu bir hayat sürmektedir. Ancak son tiyatro oyununun başarılı galasından sonra hayatları devletin keyfi gücüyle altüst olur. Bir gecede işlerini ve dolayısıyla geçim kaynaklarını kaybederler. Şimdi ideallerini ve inançlarını yaşamın gerçek gereklilikleriyle uzlaştırmak gibi zor bir görevle karşı karşıyalar. Ani işsizlik onların sadece mali güvenliğini değil aynı zamanda evliliğini de test eder. Kariyerlerini ilerletmek için birlikte yeni fırsatlar ararken idealleri ile günlük yaşamın pratik ihtiyaçları arasındaki çatışmalarla boğuşurlar. Dışarıdan gelen baskı ve sürekli belirsizlik, ilişkilerini giderek daha fazla zorlar.
Genç yaşta anne olan Sandra, kocasından gördüğü şiddete artık dayanamaz. Kocasından ayrılmayı kafasına koyar ancak bir yandan da Dublin’deki konut kriziyle de uğraşmaktadır. Ev bulmakta zorlanan Sandra, kızları ile geçici olarak bir otel odasına yerleşir. Kendisine yardım etmeyi reddeden bu sistemle mücadele eden Sandra, kızlarına güvenli ve mutlu bir yuva sağlayabilmek için sıfırdan başlayarak evini inşa etmeye karar verir. Bu süreçte kendi hayatını da yeniden inşa eder ve benlik duygusunu da geri kazanır.