Alfie, Helena'yı kaybolan gençliğini bulmak adına terk eder ve kendisinden oldukça genç bir kadın olan Charmaine (Lucy Punch) ile evlenmeye karar verir... Helena ise hayatını şarlatan bir falcının sözlerine göre yönlendirmeye başlamıştır. Mutluluğu evliliğinde yakalayamayan Sally çalıştığı sanat galerisindeki yakışıklı patronu Greg'e (Antonio Banderas) aşık olmuştur. Kocası Roy ise heyecan içinde son yazdığı romanına yayınevinden cevap beklemektedir... Fakat karşı pencereden kendisine bakan gizemli bir çift göz Roy'u hayatının aşkı Dia'yı (Freida Pinto) bulduğuna inandıracaktır. Mutluluğu bulmaya çalışan karakterlerimizin önüne her defasında problemleri çıkacak aşkı bulma çabaları onları sadece kalp ağrısına ve umutsuzluğa sürükleyecektir... Acaba aşk bir falcının sözlerindeki "Karşına uzun boylu esmer bir adam çıkacak" kehaneti ile mi kalacaktır... Hayallerimizdeki ilüzyonlar bizi hep komik durumlara mı düşürecek...
A mentally challenged girl proves herself to be every bit as capable as her "perfect" sister when she moves into an apartment and begins going to college.
Amerikalı bir çift olan Bob ve Anne, aşkın şehri Paris'te bir malikaneye taşınmışlardır. Çift, yüksek sosyeteden dostları için özel bir akşam yemeği düzenleyecektir. Son dakikada eklenen bir konuk nedeniyle davetli sayısının 13'e çıkması, uğursuzluk getirecek diye mükemmeliyetçi ev sahibesini rahatsız eder. O da çözümü hizmetçisi Maria'nın 14. kişi olarak yemeğe katılmasında bulur. Tabii eksantrik ve aristokrat bir zengin gibi davranarak rol yapması şartıyla! Maria, yemekte rol yaparken tesadüfen sanat uzmanı konuk David ile yakınlaşınca olaylar beklenmedik bir şekilde gelişir. Maria'nın gerçek kimliğini saklayarak romantik bir aşka yelken açması üzerine Anne, bu ilişkiyi bitirmek için elinden geleni yapacaktır.
Charlyne, Michael Cera adında bir adama aşık olur. Peki ama aşk nedir? Charlyne Yi, Amerika'yı boydan boya gezerek çekeceği belgeselde hiçbir zaman anlayamadığı "aşk"ın izini sürecektir. Gerçekle fantastiği harmanlayan film modern aşkları yarı belgesel yarı geleneksel hikaye anlatımıyla bezenmiş bir yaklaşımla inceliyor.
Kızının nişanlandığını söylemesi ile son davetlinin düğünden ayrılmasına kadar geçen sürede kızını çok seven bir babanın ayakta kalma çabasını anlatan bu klasik komedide Akademi Ödüllü Spencer Tracy ve Elizabeth Taylor başrolleri paylaşıyor. Kızı Kay, Buckley Dunstan ile nişanlandığını ilan ettiğinde avukat Stanley T. Banks böyle bir şeye hiç hazırlıklı olmadığını fark eder. Buna karşın, Kay'in evleneceğini öğrenmek karısı Ellie ile oğlu Tommy'yi son derece mutlu eder. Bir "oğul" sahibi olması, artık büyümüş ve kendi hayatını yaşayan minik kızını kaybedecek olan Stanley için bir teselli değildir. Belki her şey yoluna girecek, tabii eğer Stanley, Buckley'yi kabul edebilir ve düğünü atlatabilirse. Peki, düğün masraflarını kim karşılıyor? Tabii ki, gelinin babası.