A girl, whose father is from Greece, studies ancient art in France. The film was made for television but never broadcast for political reasons related to its portrayal of Greeks. A work print was screened in Belgium in 1971, and the film is now available in reconstructed form.
Amerikan tarihindeki önemli olaylardan birine güncel bir bakış açısı getiren Demir Çeneli Melekler, Amerikan kadınlarına oy hakkı kazandırmak için hayatlarını riske atmaktan kaçınmayan ve Hilary Swank'ın canlandırdığı cesur, başarılı ve genç eylemci Alice Paul ve Frances O'Connor tarafından canlandırılan Lucy Burns'ün gerçek yaşam hikayelerini anlatıyor.
Seksi, güzel ve çok yetenekliydi... Onun adı Dorothy Dandridge idi. Bir oyuncu olarak, 1950'lerde sınırları aşıp dünyaca tanınmıştı. Bir şarkıcı olarak aşılmaz engelleri aşıp bir numara olmuştu. Fakat bu gururun, şöhretin ve sıcak gülüşünün ardında hiçbir zaman kazanamadığı bir savaş veriyordu: Irkçılık... O doğru yerdeki doğru kadındı. Fakat yanlış bir zamanda... Yükselen Yıldız, Oscar'lı oyuncu Halle Berry'nin ilk başrollerinden birini oynadığı etkileyici bir dram.
In a suburban landscape, the lives of several families interlace with loss, despair and personal crisis. Esther Gold has lost focus on all but caring for her comatose son, Paul, and neglects her daughter and husband. Lawyer Jim Train is devoted to his career, not his family. Helen Christianson wants to find a new spark in life, while Annette Jennings tries to rebuild hers.
Oldukça güzel, alımlı ve şık bir kadın olan Ellie, kariyerinde oldukça başarılı bir müzik eleştirmenidir. Eski erkek arkadaşının ortalıktan kaybolmasıyla kendi dünyasına kapanan Ellie, bir kitap yazmaya karar verir. Daha önce böyle bir işte hiç deneyimi olmayan Ellie, gazeteye verdiği son makaleden sonra bunu aklında iyice kesinleşmiştir. Kendi hayatını yaşadığı aşkı ve olayları konu alacak olan bu kitap yayınlanmadan önce bazı engellere takılacaktır.bir beklenti içinde bulunmayın
Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.
Sophie Deraspe'nin aynı adlı klasik Yunan trajedisinden yaptığı bu uyarlama, bir kadının adalet arayışını günümüz Montreal'indeki göçmen deneyimi üzerine bir yorum olarak yeniden tasavvur ediyor.