Police detective Dick Copper investigates the murder of an undercover cop who was rubbed out by the mob. Copper persuades the man's wife to use herself as sexual bait in order for Copper to nab the mobsters responsible for the hit.
Bruce Robertson'ın kendi halinde bir polis memuru olduğu günler artık çok geridedir. Genç memurun belki de her şeyi düzeltebilmek için kurduğu terfi hayalleri onu günden güne bambaşka birine dönüştürmektedir. Bruce için terfiye giden yol bir hayli kutsaldır ve kendisi bu yolda tehlikeden tehlikeye koşarken rakip olarak gördüğü çalışma arkadaşlarına türlü tezgahlar hazırlamakta son derece yeteneklidir. Ancak durumu bu denli basit değildir; zira uyuşturucu bağımlığı ve acı dolu geçmişi peşine bırakmadıkça hırsları ve halüsinasyonları katbekat artar. Bruce, yakın zamanda yaşadıkları bölgede işlenen vahşi cinayetin soruşturmasını lehine çevirmek için tüm dikkatini bu davaya verir; eş zamanlı olarak da çalışma arkadaşlarının her birine ayrı bir tezgah hazırlar. Ne var ki uyuşturucu, karısının hayaleti ve peşini bir an olsun bırakmayan geçmişi başına türlü belalar açacaktır.
Chip'in problemi güzel kadınlara hayır diyememesi. Bu zayıflık kız arkadaşının 68.000 doları çalmasına yardım etmeyi kabul ettiğinde onu bir baş belası haline getiriyor.
Akıl hastanesinden kaçmış olan Christina (Cloris Leachman) peşine düşen kötü adamlardan kaçarken yolda Mike Hammer'a otostop çeker. Daha doğrusu resmen arabanın önüne kendini atar. Hammer (Ralph Meeker) başına geleceklerden habersiz Christina'yı arabasına alır ve Los Angeles'a gitmeye başlar. Kadının büyük bir sır sakladığı her halinden bellidir. Hammer her şeye karşın gideceği yere kadar kadını bırakıp, olası bir belanın içine girmek istememektedir. Ancak kötü adamlar hem Hammer'ı hem de kadını yolun ortasında yakalar ve kadını öldürürler. Aslında Hammer'ı da arabasıyla uçuruma iterler ama Hammer mucizevi şekilde kurtulur ve olayların içine girer. Aslında her şey gizemli, kapalı bir kutunun etrafında dönmektedir...
Kiss Me Deadly öncelikle noir tanımına birebir uyan çok sağlam bir film. Özellikle açılış sahnesi mükemmel. Jeneriklerin ters bir şekilde akışı ve arka planda kadının nefesleri daha en baştan izleyiciyi huzursuz ediyor...
Yılların deneyimi ve 45'lik otomatik tabancasıyla, LAPO Dedektif Nick Pulowski, ihtiyacı olan herşeye sahiptir. Fakat aynı zamanda ihtiyacı olmayan bir şeye de sahiptir. Yeni ortağı "Acemi". Yönetmen-oyuncu Clint Eastwood, Pulowski rolünde, Charlie Sheen ise polis teşkilatının, talimatlara ve kurallara uymayı ilke edinmiş "çaylak" üyesi olarak sıkı bir filme imza atıyorlar.
Julia adlı esrarengiz ve güzeller güzeli bir kadın, Luis Antonio Vargas adlı genç bir adamın aklını başından alarak onu birtakım sahtekarlık olaylarına bulaştırır. Luis, artık asla geri dönemeyeceği bir suçlar bataklığına girmiştir. Asıl şoku ise uğrunda her şeyini verebileceği Julia'nın aslında kendisine aşık olmadığını öğrenince yaşayacaktır. Artık Luis'in tek amacı bu fettan ve yararcı kadından ağır bir intikam almak olacaktır.
Dedektif Lloyd Hopkins, Los Angeles Polis Departmanında görev yapan, işine takıntılı ve sıra dışı bir polistir. Bir cinayet vakasını araştırırken, olayın yalnızca tek bir suçtan ibaret olmadığını fark eder. Araştırmaları, şehrin farklı noktalarında işlenmiş bir dizi vahşi cinayetin arkasında bir seri katilin olduğunu ortaya çıkarır. Hopkins, katilin peşine düşerken hem mesleki hem de kişisel hayatı çalkantılarla doludur. Ancak karanlık bir zihinle karşı karşıya olduğunun farkında olan Hopkins, adalet için sınırları zorlamaktan çekinmez. Bu süreçte kendi ahlaki değerlerini ve polislik yöntemlerini sorgulamaya başlar.