Rose is a young factory worker, seduced and abandoned by her lover. She feels compelled to abandon her baby, who will grow up in a rich family, with problems of its own. Rose lives through plenty of adventures, always repenting for leaving her child, until one day.
Silahlı bir soygun suçundan hapse giren Wayland, hapiste kaldığı 15 yılın ardından özgürlüğüne kavuşur. Memleketine geri dönen Wayland burada üç çocuğuna bakmaya çalışan, bekar bir anne olan eski sevgilisi Dolores ile karşılaşır. Yeniden bir araya gelmelerinden kısa bir süre sonra Wayland, ailenin yanına taşınır ve farkında olmadan ihtiyaç duyulan bab figürü haline gelir.
Çok uzun yıllar kaldığı hapishaneden çıktıktan sonra bulaşıkçı olarak çalışmaya başlayan, çalıştığı yerin arkasındaki bir çöp tenekesinde terk edilmiş bir bebek bulan Russ Millings’in hikâyesini anlatıyor. Bebek için ne yapacağından pek emin olamayan Russ, bir süre sonra bu bebeğin hayatını düzene sokmak konusunda önemli bir fırsat olduğunu fark eder.
Cephede hemşirelik yapan ve sefil bir hayat süren Neile, bir gün gözlerinin önünde öldüğünü sandığı soylu bir kadın olan Rose’un kimliğini alır ve onun yerine Madame Rose’un okuyucusu olarak bir malikanede işe başlar. Zamanla onun işe alınmasını sağlayan Eléonore’un yeğeni ondan şüphelenmeye başlayınca bu işi kaybetmemek için elinden geleni yapar. Neile’nin söylediği yalanlar beklentilerinin ötesine geçer.
A poor, struggling South Carolinian mother and daughter face painful choices with their resolve and pride. Bone, the eldest daughter, and Anney her tired mother, grow both closer and farther apart: Anney sees Glen as her last chance.
Marie has had a tough childhood ever since her mother Elisa committed suicide. She has spent most of her life in an orphanage and now makes a living as a small time criminal in Paris. Now she wants to unravel her past and find her father whom she blames for her mother's death.