Newly widowed Frank Fogle embarks on a journey to Ireland to scatter his late wife’s ashes. His estranged son, Sean, recently released from prison, agrees to join only when his father promises that they’ll never see each other again following the trip. After revelations surface about an old flame of Frank’s wife and a charming hitchhiker with plans of her own intervenes, father and son find themselves drawn together in unexpected ways.
Acımasız çöl güneşinin altında, iki savaşçı kabile karşı karşıyadır... Çöl kumlarını yıkayan savaşçılarının kanları zafer kazanan Hobeika Emiri Nesib ve rakibi Salmaah Sultanı Amar’ı barış için şartları konuşmak zorunda bırakmıştır. Her iki tarafta Sarı Kuşak adını verdikleri hiç kimsenin yaşamadığı topraklar üzerinde hak iddia etmemeye karar vermişlerdir.
A 12-year-old boy manages to flee a Communist concentration camp on his own, through sheer will and determination. All he has in his possession is a loaf of bread, a letter to deliver to someone in Denmark, and a compass to help get him there.
Glauber Rocha'nın Deus e o Diabo na Terra do Sol'unu (Siyah Tanrı Beyaz Şeytan) gösterime girmeden önce izleme fırsatı bulan Brezilyalı bir film eleştirmeni, filmden büyülenip şöyle söyledi: "Aman Tanrım! Ayzenştayn yeniden doğmuş, üstelik Brezilya'da!" Brezilya'nın kuzeydoğusundaki, Afrika kökenli Brezilya kültürünün patladığı Bahia Eyaleti'nde doğan Glauber'ın çocukluğu mistisizm ve Amerikan western'lerinin etkisi altında geçti. 20'li yaşlarının başlarında taşındığı Rio de Janeiro'da, kendisini birden bire Yeni Sinema hareketini başlatacak olan genç sinemaseverler arasında buldu.
Büyük Buhran döneminde Ozark Dağları'nda geçen hikâyede Billy Coleman, iki av köpeği yavrusu satın alma hayalini gerçekleştirmek için iki yıl boyunca çalışır ve kazançlarını biriktirir. "Old Dan" ve "Little Ann" ile birlikte Cherokee topraklarının nehir yataklarında dolaşırken, macera ve trajedi dolu ezici zorluklarla karşılaştıkça Tanrı'ya olan güveni artar.
“Görünmez insanların gölgelerini görüyorum” diyerek dertlenen Edward, Britanya İmparatorluğu namına çalışan bir memurdur. Yıl 1917, Birmanya’nın başkenti Rangun’dayız. Evlenmemek için yıllardır nişanlısı Molly’den kıtalarca uzak durmayı beceren Edward, Molly Rangun’a geldiği gün onu terk eder ve Güneydoğu Asya’da diyar diyar, amaçsızca gezeceği Büyük Yolculuk’a başlar; ne var ki ilk günlerdeki paniği yerini giderek melankoliye bırakır. Bu çaresiz kaçışla eğlenen, evlenmeye kararlı Molly, zayıf Edward’ın peşini bırakmaz. Hınzırlığını hiç kenara bırakmayan, çarpıcı görselliğinden hiç ödün vermeyen Büyük Yolculuk buluntu bir egzotik belgeseli çağrıştırıyor. Emperyalizm, modernite ve hareketlilik üzerine özgün bir eleştiri sunan Büyük Yolculuk tarihi olay örgüsüne modern öğeler serpiştirerek mekân ve zamanı da kendince büküyor. Büyük Yolculuk, 2012’de Tabu ile büyük ses getiren Portekizli ünlü yönetmen Miguel Gomes’in altıncı uzun metrajlı filmi ve Portekiz’in Oscar adayı.