19. yüzyılın sonlarında, Narayama Dağı’nın eteğindeki ıssız, küçük bir köyde, aşırı yoksullukla başa çıkabilmek için acımasız bir uygulama benimsenmiştir. Fazla çocuklar baştan atılır, yetmişine gelen ihtiyarlar ise ölmeleri için dağın doruğuna taşınır. Orin’in de vakti yaklaşmaktadır ve yaşlı kadın sakin sakin ailesinin sorunlarını çözümler... Rahatsız edici ve izlemesi zor da olsa, İmamura’nın şiirsel ve canlı anlatım dili, güzel manzaraların hoşluğuyla köylülerin görünürdeki vahşi davranışını dengelemeyi başarıyor.
Sean Durkin'in yazıp yönettiği The Nest, bir girişimci olan Rory'nin, Amerikalı eşi ve çocuklarını kendi anavatanı İngilitere'ye dönmeye ikna etmesini ve ailenin burada yeni bir başlangıç yapmaya çalıştığı sırada yaşananları anlatıyor. Rory, son derece hırslı bir girişimcidir. Amerikalı eşini ve çocuklarını banliyödeki rahat yaşamlarından ayrılarak kendi anavatanı İngiltere’ye taşınmaya ikna eder. Burada bir fırsat yakalayan Rory, eski firmasına katılır ve muhteşem bir malikane kiralar. Kısa bir süre sonra bu çekici yeni başlangıcın ve evliliklerinin altında yatan nahoş sırlar ortaya çıkacaktır.
Dünyanın farklı uçlarından iki kız bir araya gelir ve birbirlerinin hayatlarını değiştirirler. Mahree, zengin ailesiyle birlikte ırk ayrımı olan Güney Afrika'da yaşar. Piper Dellums, Washington D.C'de bir ABD kongre üyesinin kızıdır. Mahree, Dellum'un evinde bir sömestr geçirmek için seçilince Piper ile düşündüklerinden farklı insanlar olduklarını anlarlar. İki kız da yaptığı varsayımları sorgular ve arkadaşlığın gerçek rengini öğrenirler.
Yıllardır görmediği kızıyla tekrar yakınlaşmaya başlayan bir adam, gençliğinde kaybettiği aşkını ve yıllar önce Tayvan'dan Amerika'ya gelişini hatırlar.