Bir sinema fenomeni olan "Ejderha Dövmeli Kız"ın ardından ünlü yönetmen Niels Arden Oplev ve güzel oyuncu Noomi Rapace yeni bir intikam hikayesi için yeniden bir araya geliyor. İkiliye bu filmde Colin Farrell da katılıyor. Farrell, New York'un yeraltı suç örgütü liderinin sağ kolu olan cesur infazcı Victor karakterini canlandırıyor. Victor patronu yüzünden ölen karısı ve kızının intikamını almaya çalışıyor. Patronu gizemli bir katil tarafından tehdit edilince, Victor da detektifliğe soyunuyor. Bu sırada eski kurbanlardan biri olan Beatrice ise Victor'u baştan çıkarmaya ve ona şantaj yapmaya çalışıyor. Beatrice ile Victor'ın aralarındaki kimya onları şiddetli sonuçlara yol açan öç almaya sürüklüyor. İntikam ateşiyle yanan iki insan arasındaki ilişkinin etkileyici resmini çizen bu aksiyon-gerilim filminin yapımcılığını ise Neal Moritz (The Fast and the Furious serisi, I Am Legend) ve Joel Wyman (Fringe, Keen Eddie) üstleniyor...
The Nines oyuncuların farklı rollerde göründüğü 3 kısa filmden oluşuyor. “The Prisoner” (mahkum) bir televizyon yıldızının dışarıyla tek bağlantısının menajeri ve komşusu olan iki kadın olduğu bir ev hapsinde bulmasını konu alır. Gizemli olaylar kadınların kendini gerçek dünya hakkında aldattığını düşünmesine neden olur. İkinci kısa “Reality Television” dizi yapımını anlatan bir belgesel yapımcısının, arkadaşlarının yardımıyla post prodüksiyon aşamasını atlatmasını anlatır. “Knowing” ise başarılı bir video oyunu tasarımcısının karısıyla birlikte ormanlık bir yerde arabalarının bozulması ve kızlarının geri dönülemez seçimlere kadar götüren bir gerçeği/bilgiyi öğrenmesini anlatır. Bu üç hikaye tek bir anlatımla yazar ve karakter, oyuncu ve rol, yaratan ve eseri arasındaki ilişkiyi keşfediyor.
Monty Brogan, uyuşturucu aleminin kralı olmuş, fakat çekirge misali uzun süre yakalanmadan yaşamayı başarsa da sonunda yakayı ele vermiştir. 7 yıllık hapishane serüveninin başlamasına tam olarak 24 saat kalmıştır.Özgürlüğünün son gününü yakın arkadaşları ve kız arkadaşıyla geçirmeye karar verir. Saatler ilerledikçe, beklemediği olaylar kozasını Brogan için örmeye başlar.Spike Lee yönetmen koltuğunda oturduğu filmini oldukça ufak bir bütçeyle çekmiş. Buna rağmen Edward Nortan, Philip Seymour Hoffman, Barry Pepper gibi isimlerden oluşan oldukça sıkı bir oyuncu kadrosunu barındırıyor. Yönetmenin 11 Eylül olaylarının hemen arkasından motor dediği film, tüm Amerika’da, özellikle de New York’da yaşanan toplumsal değişimler ve hortlayan ayrılıkçı politikaları hedefine alıyor.
Connie Sumner, kocası ve oğluyla mutlu bir yaşantısı olan bir kadındır. Bir gün iş için New York'ta bulunduğu sırada rüzgar yüzünden dengesini kaybeder ve düşer. O sırada orada bulunan genç kitapçı Paul Martel, kadına yardım eder ve dizindeki yaraya pansuman yapmak için evine davet eder. Connie, genç adamın evinde çok kısa bir süre geçirir ve hemen evine döner. Bu olayın, kocası Edward ile olan ilişkisi için bir test olduğunu düşünmektedir. Ancak bir süre sonra genç adamın dairesine tekrar gider; olaylar artık kontrolden çıkmıştır.
Anna Fox anksiyete hastası bir kadındır. Hastalığı sebebiyle dışarı çıkamayan ve gününün çoğunu New York’taki dairesinde tek başına şarap içerek, film izleyerek ve komşularını gözetleyerek geçirir. Karşı dairesine yeni taşınan iyi görünümlü bir aileyi gözetlerken görmemesi gereken bir olaya tanıklık eder. O andan itibaren gördüklerinin gerçekliğini kanıtlamaya çalışsa da herkes halüsinasyon mu gerçek mi olduğu konusunda ikileme düşmüştür.
Genç bir sağlık görevlisi olan Ollie Cross, deneyimli bir doktor olan Rutkovsky ile birlikte çalışmak zorundadır. Her ikisi de New York şehir merkezinin sokaklarında suçlular, evsizler ve uyuşturucu kullanıcıları arasında dolaşıyor. Ollie, bu süreçte mesleğinin doğasında var olan riskleri keşfeder.