Rudy Baylor, henüz okulu yeni bitirmiş olan çiçeği burnunda bir hukuk mezunudur. Genç yaşına rağmen mesleğine karşı son derece idealist bir tavırla yaklaşmakta ve hukuksal haksızlıklara karşı gelmeye çalışmaktadır. Rudy, girdiği bu camiada büyük bir şirkete kapak atabilmek için yoğun bir şekilde çalışmaktadır. En sonunda amacına ulaşır ve kendisini büyük bir şirketin avukatlarından biri olarak bulur. Şimdi sırada adaletin ikiyüzlülüğünü kabullenmek vardır. Matt Damon, Danny DeVito, Virginia Madsen ve Jori Voight gibi oyuncularla dikkat çeken Rainmaker, tüm zamanların en önemli yönetmenlerinden biri olan Francis Ford Coppola tarafından yönetiliyor.
In 1950s England, slow-witted Derek Bentley falls in with a group of petty criminals led by Chris Craig, a teenager with a fondness for American gangster films. Chris and Derek's friendship leads to their involvement in the true case which would forever shake England's belief in capital punishment.
1961 yılında Yahudi ajanlar tarafından yakalanan Nazi Adolf Eichmann duruşmaya çıkarılmak üzereyken, Amerikan yapımcı Milton Fruchtman, duruşmanın televizyonda yayınlanması gerektiğini düşünür ve bunun üzerine Eichmann Yayını (The Eichmann Show) olarak adlandırdığı programa başlar. Bir düzine tehdit alan Fruchtman, programı kararlılıkla devam ettirecek ve Nazilerin iç yüzünü bir kaç ülkede yayınlanan programla seyirciye sunacaktır. Eichmann Şov, ilk küresel televizyon belgesellerinden biri olacaktır.
Genç avukat Bryan Stevenson, adaletin yerini bulması için büyük bir mücadeleye girişir. Harvard'dan mezun olduktan sonra Bryan'ın para kazandıran işlerde yer alması beklenir. Ancak o, Alabama'da haksız yere mahkum edilen bir adamın peşinden gider. Yerel avukat Eva Ansley'in de yardımıyla, 1987 yılında ölüme mahkum edilen bir adamın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışacaklardır. Walter McMillan, 18 yaşındaki genç bir kızın ölümünden sorumlu tutuluyordur. Ancak onun sorumlu tutulması için hiçbir kanıt bulunmamasına arağmen McMillan ölüme mahkum edilmiştir. Bryan, Walter'ın suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışırken, ilerleyen zamanlarda aslında ırkçılığa karşı savaş vermeye başladığını anlayacaktır.
Kendini bir cinayet davasında jüri üyesi bulan bir adam, işlenen cinayetten aslında kendisinin sorumlu olduğunu hemen fark eder ve şimdi bir ikilemle karşı karşıya kalır; suçu kabul edip hapse girmek veya jüriyi manipüle ederek masum bir adamı parmaklıklar ardına koyup özgür kalmak.