In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.
Bulaştığı tarikattan ve karizmatik tarikat liderinden kurtulmak için çabalarken hayatı alt üst olan Martha, uzun bir süredir görüşmediği ablası Lucy'den yardım istese de neler yaşadığını ablasına açıkça söyleyemez. Tatsız anıları canlandıkça tarikatın onu takip ettiği hissine kapılır ve gerçeklikle bağını kaybetmeye başlar.
Kadınlara düşkün uyuşturucu bağımlısı bir polisin sıradışı maceralarını anlatan filmde, Harvey Keithel'ın performansı gerçekten görülmeye değer. Polis örgütünde görevli bir teğmen, uyuşturucu satar, hayat kadınlarıyla ilişki kurar ve genç kızları elde etmek için mevkiinden yararlanmak ister. Harvey tecavüze uğrayan bir rahibe ile ilgili soruşturmayı yürütürken kendi yaşam biçimini de sorgulamaya başlar. Büyük oyuncu Harvey Kietel'in adeta "one-man-show"a soyunduğu, oldukça sert ve sarsıcı bir film. Rüşvet alan, ahlaksız, üçkağıtçı, esrar bağımlısı ve kumarbaz bir polisin, sona doğru hızla yuvarlanışını anlatan film, epey tepki toplayan görüntüleri televizyonlarda epey makaslanmıştı. Tecavüze uğrayan bir rahibenin davasını araştıran polis kahramanımızın iç dünyasında yaptığı yolculuk gerçekten etkileyici...
Bu hareketli öyküde, hoyrat bir kent okulundaki öldürücü bir uyuşturucu çetesinin peşine düşen paralı bir askerin mücadelesini işleniyor. Okul, korkunun, şiddetin, uyuşturucunun ve otomatik silahların kol gezdiği bir yerdir.
Joanna Crane (Kathleen Turner) gündüzleri işkolik bir moda tasarımcısıdır. Geceleri ise, China Blue adını alır ve Los Angeles sokaklarını arşınlayan edepsiz bir fahişe kılığına bürünür. Ancak peşinde bir özel dedektifin (John Laughlin) ve fanatik bir rahibin (Anthony Perkins’in inanılmaz oyunculuğu ile akıllara kazınıyor) olduğunu öğrendiğinde Joanna’nın, yozlaşmış ikili hayatını sürdürmesi zorlaşır. Çılgınca tutkuların ve kutsal takıntıların yönettiği bir dünyada, herhangi bir kadın en tehlikeli duygularını deneyimleyebilir mi?
Gelmiş geçmiş en kışkırtıcı filmlerden biri olarak görülen acımasız Dönüş Yok!'un ardından çektiği bu ilk uzun metrajlı filmi, Gaspar Noé'nin tabiriyle "psikedelik bir melodram". İlk gösterimi 2009 yılında Cannes'da yapılan Boşluk, transa benzer görsel üslubu ve birinci şahıs gözünden öznel anlatımıyla epey tartışma yarattı.Filmi, Tokyo'da küçük çaplı işler çeviren uyuşturucu satıcısı Oscar'ın gözünden izliyoruz. Oscar bir gece bir polis baskınında yakalanır ve vurulur. Ölüm döşeğinde, ruhu dünyadan ayrılmaya direnir ve kız kardeşi Linda'yı korumak üzere kızın peşine düşer.