Afganistan'da ya da savaşla yerle bir olmuş herhangi bir ülkede herhangi bir yerdeyiz... Otuzlarında güzel bir kadın, yıkık dökük bir odada felçli kocasına bakmaktadır. Birgün suskun kocasına tek yönlü bir itirafta bulunmaya başlar; çocukluğunu, sıkıntılarını, hayal kırıklıklarını, yalnızlığını, hayallerini, isteklerini anlatır. Kocası sessizce onu dinlerken bilmeden kadının "sabır taşı" olur, onu mutsuzluktan, acıdan, eziyetten koruyan. Fakat kadın asıl benliğini, daha sonra tanışacağı genç bir askerde bulacaktır * Yazar ve yönetmen Atiq Rahimi, ödüllü filmi Yeryüzü ve Küller'den sekiz yıl sonra yeniden sinemaya dönüyor. Afganistan'ın Oscar adayı olan film, yönetmenin çok satan romanından uyarlanmış. Rahimi, kitabı 2005'te 25 yaşındayken kocası tarafından öldürülen Afgan kadın şair Nadya Encuman anısına yazmış: "Afgan kadınları hakkında hep aynı söylemleri duymaktan bıkmıştım, ezilen, kurban olan kadınlar. Oysa Afganistan'a gittiğimde son derece dirayetli kadınlarla tanıştım."
Billy Mitchell'in Davası … Filme adını veren Billy Mitchell Amerikan Hava Kuvvetleri subaylarından biridir. Gördüğü bazı aksaklıkları düzeltmek istemektedir. Bu konudaki tüm girişimleri sonuçsuz kalınca alışılmamış bir yönetmen dener. Orduya hareket edecek, bu yüzden yüksek mahkemeye verilecek ve orada sorunları dile getirecektir.. Gerçek bir olaydan yorumla çıkan “Billy Mitchell'in Davası” yıllar önce TV de gösterilmiş ve o zaman çok beğenilmiş.
Waiting For Anya, Michael Morpurgo’nun aynı isimli romanından sinemaya uyarlananıyor. Romanın konusu ise şöyle: Fransa-İspanya sınırındaki küçük Lescun kasabasında yaşayan Jo, savaşa uğurladığı babasının özlemiyle başa çıkmaya çalışırken, okuldan artakalan zamanlarını çobanlık yaparak geçirir. Günün birinde Jo, dağda bulduğu ayı yavrusuna bakan gizemli bir adamla karşılaşır. Daha önce bir yerlerde gördüğüne emin olduğu bu adamın izini sürmeye karar verince boyundan büyük işlere kalkışır. Savaşın yakıcı etkilerinden kaçmaya çalışan bir düzine çocuğun kaderi, artık tamamen onun ellerindedir. Çocukların düşünü kurduğu barış, kasaba sınırının yanı başındaki dağların eteklerinden geçmektedir. Ancak bu yol, bir grup rütbeli davetsiz misafir yüzünden her zamankinden çok daha tehlikeli bir hâl almıştır.
Film Japonlara esir düşmüş İngiliz ve Amerikalı askerlerin Singapur'daki Changi kampındaki son günlerini anlatıyor. Filmde Japonları neredeyse hiç görmüyoruz. karaborsanın, yalanın dolanın gırla gittiği, yüce askeri değerlerin, rütbelerin hiç bir anlam ifade etmediği kampın kralı amerikalı onbaşı king rolünde George Segal [ki kendisini just shoot me'nin babası olarak hatırlayabilirsiniz], king'in gerçek hayatta aynı salonlarda bulunmasının pek mümkün olmadığı kankası pete marlowe rolünde james fox ve bu ikisine beslediği düşmanlıkla ayakta duran sevimsiz teğmen grey rolünde tom courtenay harikalar yaratıyorlar.
Fr. Hugh O'Flaherty is a Vatican official in 1943-45 who has been hiding downed pilots, escaped prisoners of war, and Italian resistance families. His activities become so large that the Nazis decide to assassinate him the next time he leaves the Vatican.
Manuel Artiguez, a famous bandit during the Spanish civil war, has lived in French exile for 20 years. When his mother is dying he considers visiting her secretly in his Spanish home town. But his biggest enemy, the Spanish police officer Vinolas, prepared a trap at the hospital as a chance to finally catch Artiguez.