İkinci Dünya Savaşı’nın başlarında İngilizler umutsuzluğa düştüğü sırada Churchill, kadınların casus olarak işe alınıp, eğitilmelerini emreder. Kadınların göz korkutucu misyonları sabotaj yapmak ve bir direniş oluşturmaktır. Bu görev için Vera Atkins, hırslı bir kadın olan Amerikalı Virginia Hall ve barış yanlısı bir kadın olan Noor Inayat Khan’ı işe alır. Kadınlar, Fransa’daki Nazi rejimini zayıflatmak için birlikte zorlu bir mücadeleye girişir.
Zac Efron'un tarihin en ünlü seri katili Ted Bundy'ye hayat verdiği film, Bundy'nin uzun dönemli kız arkadaşı Elizabeth (Lily Collins)'in gözünden anlatılacak. 1974 ve 1978 yılları arasında birçok kadına tecavüz edip öldüren, kurbanlarının tam sayısı bilinmemekle birlikte, 10 yılı aşkın inkar süreci sonunda, 30'dan fazla cinayet işlediğini itiraf eden, 1989'da da Florida'da idam edilen ünlü seri katil Ted Bundy'nin hayatında uzun süre yer alan Elizabeth, katilin aktif olduğu yıllarda da onun hayatındaydı ve manipülasyonlarla kontrol ediliyordu. Yıllarca süren şüphe ve inkarın ardından Elizabeth, sonunda Bundy'yi polise ihbar etmişti. Ancak polis, bu ihbarı değerlendirmemişti.
Amerika'da yaşayan ve yabancılardan oluşan bir grup, günün birinde Los Angelas'da bulunan restoranlara rastgele silahlı saldırıda bulunur. Ancak bu olay birbirlerini tanımayan insanların her birinin hayatında onarılamaz trajedilere yol açar.
Cinayetle sonuçlanan bir soygunun zanlısı olan genç, onu çoktan yargılamış olan adalet sistemine karşı masumiyetini ve dürüstlüğünü kanıtlama mücadelesi verir.
Kasabanın işgüzarlarından biri, ünlü film yıldızı Marina Gregg'in evindeki yoğun bir resepsiyonda zehirlenir. Zehirli içecek Marina için hazırlanmış gibi görünüyordu ama Miss Marple o kadar emin değil. Tekrar saldırmadan önce katilin gerçek kimliğini keşfetmeye koyulur.
Batı Hint Adaları'ndaki bir tatil otelinde tatildeyken Miss Marple, emekli bir İngiliz binbaşının görünüşte doğal ölümünün aslında başka bir cinayet planlayan bir katilin işi olduğundan haklı olarak şüpheleniyor.