1914 yılının Amerika'sında yasadışı işler yapan bir küçük serserinin öyküsü.Sevdiği kızla evlenerek tövbekar olan ve bir zamanlar kullandığı tabancayı çete reisine veren adam, bu gangsterin, terk ettiği bir kadın tarafından aynı silahla vurulması üzerine suçlanarak hapse düşer, idam kararı alınır....16 hafta süren çekimleri ile zamanının rekor ücreti 40 bin dolara mal olan filmin babil bölümü en gösterişli ve nefes kesici bölümü olarak sinema tarihine geçmiş, bu sahnenin çekimi sinema tarihine geçen buluşlar sayesinde mümkün olmuştur.
16 yy'da yaşayan genç bir hukuk öğrencisiyken, tanrıya verdiği bir söz yüzünden rahip olmaya karar veren Martin Luther, kıvrak zekası ile kısa zaman içinde kilise içinde parlıyor. Avrupa'daki tüm siyasi havaya egemen olan kilisenin yaptıklarına ve süren din sömürüsüne eleştirel bir gözle bakan Luther, düzenden rahatsız oluyor ve inancıyla çelişkiye düşüyor. Kutsal kitapları tekeli altına alan papalık düzenine karşı çıkarak, kısa zaman içinde İncil'i kendi dillerine çeviren Luther, yüzbinlerce taraftar topluyor. Ancak o güne kadar 'bağışlanma ve cennet tapuları' satarak güç ve zenginlik elde etmiş katolik kilisesi bu isyan sesini bastırmak için elinden geleni yapmaya kararlı tabii ki...
The King of Kings is the Greatest Story Ever Told as only Cecil B. DeMille could tell it. In 1927, working with one of the biggest budgets in Hollywood history, DeMille spun the life and Passion of Christ into a silent-era blockbuster. Featuring text drawn directly from the Bible, a cast of thousands, and the great showman’s singular cinematic bag of tricks, The King of Kings is at once spectacular and deeply reverent—part Gospel, part Technicolor epic.
From his birth in Bethlehem to his death and eventual resurrection, the life of Jesus Christ is given the all-star treatment in this epic retelling. Major aspects of Christ's life are touched upon, including the execution of all the newborn males in Egypt by King Herod; Christ's baptism by John the Baptist; and the betrayal by Judas after the Last Supper that eventually leads to Christ's crucifixion and miraculous return.
Cristero Savaşı sırasında yaşanan gerçek bir hikayeyi anlatan film, 1920'lerde Meksika hükümetinin Katolikler'e uyguladığı insanlık dışı zulmü anlatıyor.
Amerikan İç Savaşı tüm şiddetiyle ülkeyi kasıp kavurur. İnsanlar yakınlarını kaybeder. Aileler dağılır. Savaş biter. Birlikten ayrılmak isteyen Güney eyaletlerinin kurduğu Konfederasyon yenilmiştir. Yeniden Yapılanma Dönemi başlar. Kölelik yasaklanır. Başkan Lincoln'ün suikastiyle, yeni oluşan güven ortamı yerini kaos ve anarşiye bırakır. Özellikle güney eyaletlerinde çeteciler beyaz çiftlik sahiplerine saldırır ve ailelerine göz açtırmazlar. Polis gücüne katılan siyahlar ve melezler beyazları taciz eder. Bunun üzerine asayişi sağlamak üzere "Klan" kurulur. Haçlı şövalyelerini andıran giysileriyle Ku-Klux-Klan üyeleri gecelerin hakimidir artık. Devletin sağlayamadığı adaleti onlar getirir. D.W. Griffith’in sessiz filmi Bir Ulusun Doğuşu, gerçekten de bizlere anlatılan tarih tezinin aksi bir görüşü, üstelik şimdi izlendiğinde epey rahatsız edici bir tonda sunuyor.