Yağmurun sağanak halinde yağdığı karanlık bir gecede, beş adam iyi planlanmış bir tren soygunu düzenler ve 10 milyon dolarlık, dokuz tonluk altın sevkiyatını alıp kaçarlar. Devasa sevkiyatı, üç gizli kamyon yüküne bölen ekip, mükemmel bir kaçış olacağını umdukları bir yere doğru, ülke çapında göze çarpmayan bir kaçış planı yapmışlardır.
Hapisten yeni salıverilmiş ünlü soyguncu, Alman asıllı suç üstadı Doc Erwin Riedenschneider (Sam Jaffe) Cincinnati'ye gelerek vakit kaybetmeden yeni bir soygunun hazırlıklarına başlar. 'İçerde'yken bir mücevher şirketini soymak için kusursuz bir plan yapmıştır, ama bunun için bir ekip toplaması ve para kaynağı bulması gerekir. Para kaynağı için düzenbaz avukat Alonzo D. Emmerich'e (Louis Calhern) başvurur. Ekibin diğer elemanları ise at çiftliği alma hayalleri kuran İrlanda asıllı meteliksiz kabadayı Dix (Sterling Hayden), soygunda şoförlük yapacak olan kafe sahibi kambur Gus (James Whitmore) ve kasa açma uzmanı Louis'dir (Anthony Caruso). Bir de bu kişiler arasında ara buluculuk yapan at yarışı oynatan kumarhane sahibi Cobby (Marc Lawrence) vardır....
1961'de, 60 yaşındaki taksi şoförü Kempton Bunton, Goya'nın Wellington Dükü Portresi’ni Londra Ulusal Galeri'den çalar. Bu, Galeri tarihindeki ilk (ve tek) hırsızlıktır. Kempton, hükümetin yaşlılara ücretsiz televizyon sağlamayı kabul etmesi şartıyla tabloyu iade edeceğini söyleyen fidye notları gönderir. Sonrasında olanlar efsane haline gelir. 50 yıl sonra hikayenin tamamı ortaya çıkar - Kempton bir yalanlar ağı örmüştür. Tek gerçek, dünyayı değiştirmeye ve evliliğini kurtarmaya kararlı olan iyi bir adam olmasıdır.