Fouad Mikati'nin yönetmenliğini yaptığı korku filminin başrolünde Gone Girl ile herkesi kendine hayran bırakan Rosamund Pike var. Daha önce tanışmadığı bir adamla randevulaşan filmin baş kahmaranı hemşire, randevulaştığı adamın bahsettiği kişi olmadığını anlayacaktır.
19. yüzyıl İngiltere'sinde geçen filmde, dönemin en ünlü sanat tarihçisi ve eleştirmenlerinden biri olan John Ruskin ile evlenen genç Euphemia "Effie" Gray'in hikayesi ele alınıyor. Bir türlü yolunda gitmeyen evlilik zamanla hayal kırıklığı ve acıları da beraberinde getirir. Bir gün kocasının arkadaşlarından biri olan ressam John Everett'e modellik yapan Effie, ressama aşık olur ve aralarında bir ilişki başlar. En yakın arkadaşı Elizabeth Eastlake'in verdiği cesaretle kocasından ayrılmaya karar veren Effie için dönemin sert muhafazakarlığıyla yüzleşme vakti de gelmiştir.
Ünlü oyuncu Emma Thompson'ın senaryosunu yazıp başrolünde yer aldığı filmin yönetmenliğini Richard Laxton üstleniyor.
15 yaşındaki Gracie, New Jersey'de üç erkek kardeşin içinde tek kız olarak ailesi ile birlikte mütevazi bir hayat sürmektedir. Ailenin en büyük takıntısı spordur; arka bahçede yapılan futbol maçlarının yanı sıra sabahtan akşama yapılan tek sohbette spordur. Büyük kardeşi Johnny okulun gözde futbolcularından biridir, ancak bir araba çarpması sonucu hayata veda eder.Gracie hem kardeşinin anısını taze tutabilmek, hem de spor tutkusunu yerine getirebilmek için futbol takımına girmeye karar verir. Oysa 1978'te kadın futbolcu yoktur ve Gracie öncelikle bir kadının da futbol oynayabileceğini kanıtlamak zorundadır.
Bir yayıncının oğlu olan Thomas Webb (Callum Turner), üniversiteden yeni mezun olmuştur ve dünyadaki yerini aramaktadır. Babasının sanatçı eşi ile birlikte beraber yaşadıkları Üst Batı tarafındaki dairesinden, Alt Doğu tarafına taşınan Webb, burada viski shotları içerken dünyevi bilgeliğini aktarmayı seven yazar komşusu W.F Gerald (Jeff Bridges) ile tanışır. Kendini keşfetmeye çalışan Thomas’ın dünyası uzun süredir evli olan babasının, baştan çıkarıcı genç bir kadınla ilişki yaşadığını öğrenince değişir. Bu ilişkiyi bozmaya kararlı olan Thomas, onları ayırabilmek için babasının sevgilisi ile birlikte olur. Bu durum Thomas’ın kendisi ve ailesi ile ilgili tüm bildiklerini değiştirecek bir olaylar zinciri yaratır.
Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.
Yasmina Khadra´nın Türkçe dahil 40 dile çevrilen ve dünya çapında çok satan kitabı Saldırı´dan uyarlanan film, İsrailli Arap doktor Emin´in karısı hakkındaki gerçeği keşfetmesini anlatıyor. Emin kendi kurduğu dünyasında mutlu, başarılı bir kariyeri olan, eşini çok seven bir doktordur. Tel Aviv´de ailesine ve köklerine uzak ama hoşnut olduğu bir hayat yaşar. Bir gün bir restoranda patlayan bir bombayla hayatı alt üst olur. Restorana bir intihar saldırısı düzenlenmiştir ve polis hemen Emin´in karısından şüphelenmiştir. Emin başta böyle bir şeyin mümkün olabileceğine inanmaz. Herkesin cani olarak gördüğü karısını temize çıkarmak için kendi araştırmasını yapar, ancak peşinden gittiği gerçekler yüzüne çarptıkça devam etmesi gittikçe zorlaşır.