Noel’den birkaç gün önce Matthias, Almanya’da bir mezbahadaki işinden ayrıldıktan sonra Transilvanya’daki çok etnikli köyüne döner. Babası Otto artık hasta ve yalnız olduğundan, onu görmeden büyüyen oğlu Rudi için endişe duymaktadır ve eski sevgilisi Csilla ile tekrar görüşmek ister. Bir anda konuşmayı bırakan çocuğun korkularını yenmesine yardımcı olmak ister. Csilla’nın çekip çevirdiği fırın, birkaç göçmen işçiyi işe almaya karar verdiğinde toplumun huzuru kaçar. Hüsranlar, çatışmalar ve tutkular yeniden su yüzüne çıkarak toplumdaki huzur görüntüsünü bozar.
Nola grew up living in a van with her father, Clint—two nomads against the world. When tragedy strikes, Nola must confront the reality of life on the road alone, learning to own her grief, her past, and her new destination.
Apartheid’in acımasız yüzüne tanık olan beyaz bir öğretmenin çarpıcı dönüşümü! Ben du Toit, sıradan bir hayat sürerken, bahçıvanının polis şiddetiyle öldürülen oğlu için adalet arayışına girer. Sistemin baskılarına rağmen gerçeklerin peşinden giden Ben, hukukun çaresizliğiyle yüzleşir.
A reporter, fired after refusing to give names to a 1951 House Un-American Activities Committee, takes a part-time job as companion to an old lady. While working she overhears a noisy argument in the neighboring house, being conducted largely in German and involving her HUAC prosecutor. She begins to investigate, enlisting the help of the FBI Agent initially detailed to surveil her.
Seçkin festivallerden ödüllerle dönmüş bir yapım ve gerçek bir yaşam öyküsü… Güney Afrika'da yaşayan 10 yaşındaki Sandra (Sophie Okonedo) tipik bir yerli gibi görünmektedir Ancak anne-babası beyazdır; ancak atalarının kökleri, siyahi ırka dayanmaktadır Sandra, beyaz tenli ağabeyinin eğitim gördüğü yatılı okula gönderilir Fakat 'renkli' olduğu için okuldan kovulur Sandra'nın babası Abraham (Sam Neill) bu karara karşı çıkar ve mahkemeye başvurur Bu olay uluslararası bir skandal haline gelir Sandra, ilerleyen yıllarda da ırkçılık sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda kalacaktır.