Birbirlerine sıkı sıkı bağlı olan Scott ve Kristin evlenmeye karar verirler. Düğün için bütün işlemler halledilir. Düğün yapılmış ve her şey yolundadır, ancak Scott ve Kristin’in arkadaşları yani düğün sağdıçları otel odasında ölü bulunana kadar herşey yolundaymış gibidir. Her sadıçın bir gerçeği vardır ve ortaya çıkmaya başladıkça Scott ve Kristin’in hayatlarını değiştirecektir.
Jon Katz’ın anılarından beyazperdeye uyarlanan film, orta yaş bunalımındaki bir yazarın collie cinsi bir köpekle birlikte değişen hayatını anlatıyor. Eskisi kadar üretken olmayan bir yazar olan Jon Katz, kendisine bir köpek alarak hayvanın daha rahat etmesi için bir çiftlik evine taşınır. Ancak orta yaş krizinde çıldırmanın eşiğindeki bu adam, ondan daha deli çıkan köpeğini dize getirirken, kendini bulacaktır.
Sorunlarından kaçarak geçirdiği yılların ardından Renn, en büyük korkusuyla yüzleşmek zorunda kalır: annesinin ölümü. Renn cenaze töreni için eve dönerken Zoey ile tanışır, bu da yeni gerçekliğiyle yüzleşmekten kaçınmak için mükemmel bir bahane olur. Eve döndüğünde geçmişinden anılarla başa çıkmak ve sevgi dolu ama mesafeli kız kardeşi Leigh ile arasını düzeltmek zorundadır.
Elbette ki ölüler sırlarının tümünü yanlarında götüremezler, ancak ortaya dökülenler ne kadar feci olursa olsun yine de bu evde yas tutmak zorunlu. Aile sırlarıyla geleneklerin çatışmasını işleyen Beç Tavuğu Olmak Üzerine, Shula’nın geceyarısı boş bir yolda amcasının cesedini bulmasıyla başlıyor. Cenaze süreci ilerlerken Shula ile kuzenleri, ailelerinin gizli kalmış sırlarını gün ışığına çıkarıyor. Bazen komik, bazen korkunç, gerçeküstü ve hareketli bu film, kendi kendimize söylediğimiz yalanlarla hesaplaşıyor, bittikten çok sonra bile insanın ruhunda geziniyor. Büyük beğeni toplayan Ben Cadı Değilim’in (2017) yönetmeni Rungano Nyoni, bu gerçeküstü hikâyede anavatanı Zambiya’nın karmaşık meseleleriyle toplumsal gerçeklerini ele almaya devam ediyor.