Film efsanevi İngiliz yazar Wilde’ı, eşcinsel olduğu için ahlaksızlık suçuyla atıldığı hapisten çıkışından sonraki son yıllarında izliyor. Wilde, düşkün bir birey olarak farklı isimlerle Avrupa’nın çeşitli kentlerine gidiyor; bir yandan sağlığı bir yandan da parası tükenirken zarafeti ve onurunu, ama en önemlisi nüktedanlığıyla yaratıcılığını korumaya devam ediyor.
Amerikalı genç bir roman yazarı olan James Lord, heykeltıraş Alberto Giacometti'yi 1960'larda, Paris'teki stüdyosunda ziyarete gelir. Giacometti, portresini çizmek için yazarı birkaç saat daha kalmaya ikna eder. Birkaç saat, birkaç güne, hatta birkaç haftaya uzarken Lord ile Giacometti stüdyodan sonra yakındaki meyhaneye de uğrayarak dostluklarını pekiştirirler.
Adını Vincent Van Gogh’un, intihar olduğu bilinen ölümünden birkaç ay önce resmettiği tablosundan alan filmde, Van Gogh’un Paris’te en çok zaman geçirdiği bölgeler olan Arles ve Auvers-sur-Oise motifleri eşliğinde ressamın yaratıcılık ve sonsuzlukla ilişkisini göreceğiz.
Paul Potts adlı genç adamın, ilham veren gerçek öyküsü... Paul Potts, çekingen ve çevresindekiler tarafından sürekli tartaklanan genç bir mağaza asistanıdır. Bu silik görünüşünün ardında, geceleri amatör bir opera sanatçısına dönüşmektedir. Bir gün Simon Cowell tarafından İngiltere Yetenek Sizsiniz yarışmasına seçilince, bir anda Youtube fenomeni haline gelir. Tüm hayatı değişen Paul, yarışmaya katılarak tüm ülkenin kalbini fethedecektir.
In 1890 Paris, Moulin Rouge is a nightclub where crippled artist Toulouse-Lautrec feels like he fits in. In the following years, he meets two women who provide an opportunity for him to find true love.