Yalnız başına tatile çıkan Theresa, bir gün ıssız sahilde dolaşırken kumların üzerinde bir şişeye rastlar. şişenin içinde son derece samimi bir dille yazılmış çok dokunaklı ifadelerle dolu bir mektup vardır. Altında yalnızca `G` imzası bulunan bu mektuptaki şiirsel ifadeler genç kadını öylesine derinden etkiler ki, yazarını arayıp bulmak için şiddetli bir arzu duyar. Mektubun yazarını bulmak için çıktığı yolculuk genç kadını, Kuzey Karolina`nın, Outer Banks kesiminde yelkenli gemiler inşa eden Garret Blake adlı bir adama kadar götürecektir.
In spring, a girl leaves the island of Hokkaido to attend university in Tokyo. Once there, she is asked to reveal why she wanted to go there in the first place.
A year has passed since Menma's ghostly return to the Super Peace Busters. Although the time they spent together during that summer was short, the five members reminisce about what happened as they each write a letter to their lost friend.
Taku Morisaki ve Yutaka Matsuno çok yakın iki arkadaştır. Okullarına 2.dönemde Tokyo’dan nakil olarak gelen Rikako Muto adlı kız, gerek derslerde ki başarısıyla gerekse güzelliği ile iki arkadaşın ve tüm okulun bir anda dikkatini çekmeye başlayacaktır. Fakat Rikako okulda sosyal aktivitelere katılmamakta ve kimse ile arkadaşlık kurmamaktadır. Bu yüzden diğer öğrenciler tarafından fazla sevilmemektedir. Buna rağmen Yutaka, Rikako’dan çok hoşlanmaktadır. Fakat Taku, Rikako’ya verdiği borç para yüzünden O’nunla birlikte Tokyo’ya gitmek zorunda kalınca ikili birbirini daha yakından tanıyacak ve yakınlaşmaya başlayacaktır.
Müthiş bir dönüşüm ve modernleşmenin pençesinde bölünmekte olan Japonya'dayız. Taşralı, emekli bir karı-koca, Tokyo'da yaşayan evlenmiş çocuklarını ziyarete giderler. Gençler giderek hızlanmakta olan şehir yaşamının meşguliyeti içerisinde, onlarla ilgilenmektense birbirlerine pas edip kurtulma hafifliğindedirler. Sadece savaşta ölmüş oğullarının dul gelini yaşlı çifte şefkat ve ilgi gösterir. Evlerine döndüklerinde kırgın ve kafaları karışıktır. Çocukların titreyip kendilerine gelmesi için dramatik bir olayın gerçekleşmesi gerekecektir. Ülkesinin 50'li yıllarda geçirdiği kültürel dönüşümün izini sürmekten yorulmayan Japon yönetmen Yasujiro Ozu'nun hem kendi başyapıtı hem de eşsiz ritmiyle, sinema sanatının en güzel filmlerinden biri.
Yirminci yüzyılın başlarında Viyana'da, bir apartman binasında yaşayan genç bir kız olan Lisa (Joan Fontaine), yeni bir kiracı olan konser piyanisti Stefan Brand'a (Louis Jourdan) hayran kalır. Stefan enerjik performanslarıyla kendine bir isim yapar. Lisa, Stefan'a takıntılı hale gelir, onu çalarken dinlemek için geç saatlere kadar ayakta kalır ve gizlice dairesine girip onu uzaktan hayranlıkla izler. Lisa'nın çabalarına rağmen, sadece bir kez karşılaşırlar ve Stefan ona pek aldırmaz.