Uyuşturucu bağımlısı annesinin terk ettiği bebek, beyaz bir işçi ailesi tarafından evlat edinilir. Oğlunun ölmediğini öğrenen anne, onu geri alabilmek için mahkemeye başvurur.
Çocuk sahibi olamayan Joan Crawford, küçük bir kız evlat edinmeye karar verir. Ancak Joan ile evlatlığı Christina arasında travmatik olaylar yaşanacaktır.
Saroo Brierley’in kendi hayat hikayesini yazdığı “A Long Way Home” isimli kitabından uyarlanan filmde, 5 yaşında Hintli bir çocuk olan Saroo ağabeyinin geri dönmesini beklerken bir tren vagonunda uyuyakalır. O uyurken trenin yola çıkması sonucu küçük Saroo uyandığında kendini evinden kilometrelerce uzakta bulur. Artık kayıptır ve eve nasıl döneceğine dair bir fikri yoktur. Kendini Calcutta'da bulan Saroo büyük mücadelelerden sonra Avustralyalı bir çift tarafından evlat edinilir ve sevgiyle büyür. Ancak ailesini bulma isteği giderek bir saplantıya dönüşür. Elinde hiçbir şey olmadan ilerlemeye çalışan genç adamın içindeki çaresizlik zamanla hayatını da etkilemeye başlar.
Grace, çocukların kısa dönemli kaldığı bir yetimhanede çalışan, orada evlerinden alınmış kötü durumdaki çocuklar için elinden geleni yapmaya çalışan genç bir danışmandır. Her ne kadar kendi hayatını yaşamaya çalışsa da derinden yaralar almış çocuklarla ilgilenmek bunu kolaylaştırmamaktadır. Şimdi ise uzun süredir birlikte olduğu sevgilisiyle ciddi adımlar atmaya hazırlanırken onu derinden etkileyecek dönüm noktaları onu beklemektedir. Tüm bunlarla baş edebilmek için kariyerini ve daha da önemlisi kendisini tehlikeye atabilecek kararlar alması gerekecektir.
In 1960s Los Angeles an energetic widow and her six children try to make a dream of theirs come true: to have a home of their own. They leave L.A. and head for the countryside, all the while facing numerous difficulties and obstacles during their journey.
Amerikalı yazar Jeannette Walls’un 2005 yılında yayımladığı aynı adlı romanından uyarlanan filmde, Jeannette Walls çok başarılı bir gazetecidir, elit ve zengin kesimden bir nişanlısı bile vardır. Ancak bu elit çevreye karşı ailesi hakkında gizli tuttuğu bir geçmişe sahiptir, aslında üç kardeşi ile birlikte yoksulluk içinde, psikolojik şiddetin hat safhada olduğu göçebe bir hayat sürdürmüştür. Babası Rex son derecede karizmatik ve eğlenceli bir adam olsa da aynı zamanda alkoliktir ve alkol alınca ne yapacağı tahmin edilemez, tehlikeli birine dönüşür. Annesi Rose Mary ise özgür ruhlu bir kadındır ve yaptığı resimleri dört çocuğundan daha fazla önemsiyor gibi görünmektedir. Böylesine işlevsiz bir ailede yetişen çocuklar hayatla tek başlarına mücadele etmek zorunda kalacaklardır.
Zakkum zehirli olabilir, bir annenin sevgisi de...Baştan çıkarıcı güzel Ingrid, kendisini terkettiği için sevgilisini öldürür. 15 yaşındaki kızı Astrid, annesinin tutuklanışına şahit olur. Bu olay, ikisinin de hayatlarındaki dönüm noktasıdır.Tek başına kalan Astrid, bir kaç yetim yurdunda kaldıktan sonra hayatta kalmak için kendi ayakları üstünde durması gerektiğini anlar. Genç kız, yurtlarda geçireceği 3 yılda, annesinin hapisteyken bile üzerinde kurduğu güçlü baskıya rağmen, geçmişini unutmak ve özgürlüğünü kazanmak için sevgiyi, öfkeyi ve hayatın değerini anlayacaktır.