Disgrace is the story of a South African professor of English who loses everything: his reputation, his job, his peace of mind, his good looks, his dreams of artistic success, and finally even his ability to protect his cherished daughter. After having an affair with a student, he moves to the Eastern Cape, where he gets caught up in a mess of post-apartheid politics.
Tim Jenkin ve Stephen Lee, apartheid karşıtı gizli operasyonlara karıştıkları için hapse atılan yirmi yaşlarında iki beyaz Güney Afrikalıdır. 12 yıl hapse mahkum edilen ikili, yüksek güvenlikli Pretoria Hapishanesi’ne gönderilir. Jenkin ve Lee burada kendileri gibi tutuklu olan arkadaşları Alex Moumbaris ile birlikte hapishaneden kaçmaya karar verir. Aylar süren hazırlığın ardından üç arkadaş, el yapımı tahta anahtarlar üreterek özgürlüklerine kavuşmaya çalışır.
PK, an English orphan terrorized for his family's political beliefs in Africa, turns to his only friend, a kindly world-wise prisoner, Geel Piet. Geel teaches him how to box with the motto “fight with your fists and lead with your heart”. As he grows to manhood, PK uses these words to take on the system and the injustices he sees around him - and finds that one person really can make a difference.
Uluslararası bir şöhrete sahip olan fakat insanların devlet eliyle idam edilmesine karşı çıkan avukat John Weber, henüz 17 yaşında cinayetle suçlanan bir gardiyanı idam edilmemesi için savunmasını üstlenir. Fakat eldeki hiçbir bulgu somut olarak müvekkilini aklamaya yetmeyecektir.
1831’de, köleliğin en ağır işlediği Virginia’da kölelerin isyanının başını çeken Nat Turner hakkındaki bu sert film, ilk gösterimini Sundance Film Festivali’nde yaptı. Film, sahibinin zoruyla, ülkeyi gezmek zorunda bırakılan köle Nat’in bu süreçte düzene karşı hınçlanarak silahlı bir isyana önayak olmasını anlatıyor. Oyunculuktan gelen yönetmen Nate Parker, hem İzleyici Ödülü hem de Büyük Jüri Ödülü kazandığı Sundance'te gösterildiği anda yılın sinema olaylarından birine dönüşen bu ilk filminde ülkesini tarihle yüzleştiriyor. Görsel tercihleriyle de dikkate şayan filmin adı DW Griffith’in 1915 yapımı aynı adlı filminin ırkçı yaklaşımına bir gönderme sayılıyor. Yönetmen, senarist ve yapımcı Nate Parker, filmde başrolü de üstleniyor. Uluslararası prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapacak olan The Birth of a Nation, daha şimdiden Oscar için konuşulan filmler arasına girdi.