Filmde Rami Melik, Charlie Heller adında zeki ancak içine kapanık bir deşifre uzmanını canlandırıyor. Langley'deki CIA merkezi binasında bodrum katındaki ofisinde çalışan Heller'ın hayatı, Londra'daki bir terörist saldırısında karısının öldürülmesinin ardından altüst olur. Yetkililerin harekete geçmeyi reddetmesi üzerine Charlie, işleri kendi eline alır ve sorumluları bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Zekası, peşinden koşanlardan kaçmak ve intikamını almak için en güçlü silahı olacaktır.
Guy Ritchie'nin yönetmen koltuğunda oturduğu casusluk filmi 1960'lı yıllarda Soğuk Savaş döneminde geçiyor. Uzun süredir aralarındaki düşmanlık nedeniyle çeşitli olaylarda karşı karşıya çarpışmış olan CIA ajanı Solo ile KGB için çalışan Kuryakin, uluslararası bir suç örgütünü çökertmek için işbirliği yapmak zorunda kalırlar. Bu zorlu davada ellerindeki tek ipucu ise Alman bir bilimadamının kızına ulaştıkları takdirde ilerleyecek olmalarıdır. Dünyanın büyük bir felaketten kurtulması, zamanla yarışmak zorunda oldukları bu göreve bağlıdır. 1960'lı yılların popüler dizisinden uyarlanan filmin başrollerini Henry Cavill ile Armie Hammer paylaşıyor.
The Courier, tarihin en büyük uluslararası çatışmalarından birine katılan mütevazi bir İngiliz işadamı olan Greville Wynne'nin (Cumberbatch) gerçek hikayesine dayanıyor. İngiltere'nin MI-6 ve bir CIA operasyonunun (Brosnahan) emriyle, nükleer bir çatışmayı önlemek ve Küba'yı etkisiz hale getirmek için gerekli önemli istihbaratı sağlamak amacıyla Sovyet subayı Oleg Penkovsky (Ninidze) ile gizli ve tehlikeli bir ortaklık kuruyor.
Akbaba, CIA de çalışan Turner isimli bir memurun kod adıdır. Turner'ın bürosunun görevi, tüm dünyada yayımlanan kitap, gazete ve dergileri okumak ve bunlardan, gerek her dilde olup biteni izlemek, gerekse CIA için yeni düşünceler bulmaktır. Fakat Turner bir öğle yemeği dönüşü tüm büro personelini öldürülmüş şekilde bulur. Üst düzeyle ilk emasında kendisinide kurban olarak görür ve saklanmaya başlar.
Eski bir CIA ajanı kendisini birden ölüm hedefi olarak bulur, kendisine canlı ihtiyacı olan tek bir kişi ile birlikte hayatı için bütünüyle ve çılgın bir kaçışa başlar: çok az tanıdığı 15 yaşındaki kızı. Sonuç THE EXPATRIATE’dir, duygusal bir desteğe karşı uluslararası bir komplo teorisini açığa çıkaran biçimsel olarak çetrefilli, durmak bilmez bir casusluk gerilim...
Hayatta annesinden ve baleden başka tutkusu olmayan Dominika, geçirdiği bir kaza sonucu baleye veda etmek zorunda kalmıştır. Gelecek planları bir anda tuzla buz olan genç kadın, onun gibi üstün yetenekli gençlere bedenlerini ve zihinlerini bir silah olarak kullanmayı öğreten Rus gizli istihbarat örgütü Serçe Okulu'na katılır. Zorlu ve sadistik bir eğitimden geçen genç kadın, programın şimdiye kadarki en tehlikeli öğrencisi olur. Dominika şimdi sahip olduğu güçle geçmişiyle yüzleşmeli ve sevdiği herkesin hayatı tehlikedeyken, Dominika'nın güvenebileceği tek kişi olduğunu söyleyen Amerikalı CIA ajanı Nathaniel Nash ile uzlaşma sağlamalıdır.