A nebbish schoolteacher begs his smooth (and misogynistic) pal to teach him 'the knack' – how to score with women. Serendipitously, the men meet up with a new girl in town, as well as a friendly lunatic who can’t help but paint things white.
Lu, a conformist woman in her forties, learns that her 15-year partner has been having extramarital affairs. Starting from scratch, she gets involved in an unexpected relationship with a young womanizer.
Veronica (Kathleen Robertson), birbirine taban tabana zıt iki erkekle aşk yaşamaktadır: Abel (Johnathan Schaech), zeki, duyarlı ve entelektüel bir erkek; Zed (Matt Keeslar) ise vahşi, tutkulu ve hayvani çekiciliği olan bir maceraperest. İkisi de Veronica’ya delicesine aşıktır ve zamanla bu üçlü, aynı çatı altında yaşamaya başlar. Başlarda her şey mükemmel görünse de, iki erkek arasındaki dostluk, Veronica için amansız bir rekabete dönüşür. Ancak Veronica, bu durumdan pek de rahatsız değildir – sonuçta kendisine bir tanrıça gibi davranılmaktadır! Her şey, Veronica’nın annesinin ideal damat adayı olarak gördüğü Ernest (Eric Mabius) ile tanışmasına kadar sorunsuz devam eder. Artık Veronica’nın önünde zor bir seçim vardır: Beyni mi, yoksa bedeni mi? Yoksa bu üçlü düzen bir şekilde devam edebilir mi?
Tecrübeli bir dolandırıcı olan Nicky, genç ve güzel Jess'i koruması altına alır, ona bildiği her şeyi öğretmeye başlar. İşler iyi gitmektedir, ancak aralarındaki ilişkinin romantik boyut kazanmasıyla işleri zorlaşır. Bu hayatta aşk ve ihanetin bir arada yürümeyeceğini anlayan ikili sonunda yollarını ayırır. 3 yıl sonra çiftimiz yeniden karşılaştığında ise her şey karman çorman olacaktır.
Zekice flört taktiklerine sahip New Yorklu bir spor yazarı, beklenmedik bir şekilde aşık olur. Acaba herkese pas vermekten vazgeçip topu bu sefer kendine saklayabilecek mi?
Küstah ama karizmatik bir çapkının para, güç ve günübirlik ilişkilerle dolu hayatı, kadınların egemenliğindeki paralel bir dünyada uyanınca altüst olur.