Evine dönen Astsubay Jake Carter, kız kardeşinin tehlikeli kişilerce kaçırıldığını öğrenir. Onu kurtarmak için, düşmanın operasyon merkezine tek başına baskın yapmaya karar verir ve grubun acımasız liderinin, ölümcül bir terörist saldırısı hazırladığını öğrenir.
Şehir sularına karışan ne olduğu belirsiz zehirli bir madde, kasaba sakinlerini psikopat katillere dönüştürmüştür. Bunu fark eden yetkililer, kasabayı karantinaya almaya karar verirler. Dışardan bakıldığında her şeyin kusursuz gözüktüğü kasabamız sakinlerinin, kontrollerini kaybederek birer caniye dönüşmeleriyle Amerikan Rüyası sona erer. Salgını önlemeye çalışan askeriye, kasabaya girişi ve çıkışı engelleyince, içeride sağlıklı kalanlarla gözü dönmüş katiller arasında bir kaos başlar.
CIA, eski ajan Nick Randall’a (Rutger Hauer) başvurur. O, ödül avcısı Josh Randall’ın torunudur ve artık kendisi de bir ödül avcısı olarak suçluları yüksek meblağlar karşılığında yakalamaktadır. Ancak terörist Malak (Gene Simmons), Randall’ın en yakın iki arkadaşını öldürdüğünde bu görev kişisel bir intikama dönüşür. Los Angeles’ın bombalarla dolu sokaklarında süren acımasız kovalamaca, nihayetinde patlayıcı ve kanlı bir yüzleşmeyle son bulacaktır. Bu hesaplaşma, on binlerce insanın hayatını belirleyecek bir ölüm kalım meselesine dönüşür.
Dünyanın kaderi onun ellerinde. ABD Ordusu mensubu bir kadın yüzbaşı, okyanusun ortasında kendi komutasındaki füze savunma istasyonu eş zamanlı ve koordineli bir saldırıya maruz kalınca uzun yıllar aldığı taktik eğitimini ve askerî uzmanlığını kullanmak zorunda kalır.
Teröristler seyir halindeki bir uçağa bomba yerleştirmişlerdir. Uçak eğer 800 feet'ten aşağı inerse bomba patlayacaktır. Uçaktaki herkes uçağı havada tutmak için var güçleriyle mücadele edeceklerdir.
Ölümcül bir virüs dünyaya yayılırken dört arkadaş güvenli olduğu söylenen bir yere doğru yola çıkar. Ama enfekte olanları atlatmaya çalışırken birbirlerine düşerler.