Que Dios Nos Perdone (May God Save Us/Tanrı Bizi Bağışlasın), Madrid’in tam “15-M Hareketi”ne sahne olduğu dönemde, şehir aynı zamanda bir seri katilin brutal eylemlerine de sahne olur. Söz konusu seri katil, yaşlı kadınlara tecavüz etmekte ve onları döverek öldürmektedir. Adli tıpta görev yapan kadın doktorun söylediğine göre bu yaşlı kadınlar “olağanüstü derecede büyük, dev bir penis ile” tecavüze uğramışlardır. Başlı başına ne büyük bir metafor! Dava dedektif Luis Velarde (Antonio De La Torre) ve Javier Alfaro’ya (Roberto Álamo) verilmiştir. Katile ulaşamamanın stresiyle ezilen bu iki dedektif, bir yandan Madrid sokaklarında seri katil peşinde gezerken, bir yandan da kendi saldırgan doğalarını sergilemekten geri durmazlar. Dedektif Javier Alfaro’nun öfke kontrolü problemi vardır ve saldırgan tavırlarıyla dikkatleri çeker. Dedektif Luis Velarda ise, kadınlarla ilişki kurmakta pek başarılı biri değildir.
In the streets of East Los Angeles, Manny is a formidable drug dealer. Impressed by his extravagant lifestyle and prowess, his young son, Kilo, yearns to follow in his footsteps. Kilo resolves to learn how to prosper in the drug world, and his new life as a dealer begins. In a world where a man wants everything, he may end up with nothing.
Jeff, a young delinquent, is enrolled by his father in a kenpo school, in the hopes of teaching the boy some self-discipline. Years later, Jeff's mentor, Kim, is being threatened by one of the Korean mafia families. Jeff tries to help his old friend, but is too late to prevent Kim's death at the hands of an unknown hitman. Vowing revenge, Jeff takes on all of the families, using his martial arts skills to find the man who killed his friend.
1992 yılında şehirlerinde yapılacak olan Expo Fuarı'na hazırlanmakta olan Sevilla, şehrin her yerini ele geçirmiş uyuşturucu şebekeleri ve çetelerden usanmıştır. Şehri fuar düzenlenene dek bu problemlerden arınma görevi ise 7. Birim'e verilmiştir.
Bir parlamento üyesi, Cassius adlı Sovyet casusun izlerini taşıyan cinayete kurban gider. CIA, genç ajan Ben ile hayatını Sovyet casusu yakalamaya adamış dedektif Paul’den bir ekip oluşturur. Master tezini Paul’un Sovyet katili takibi üzerine hazırlayan genç Ben, Cassius’un tekrar ortaya çıktığından emindir. İkili suçları incelerken, Cassius’un hep olduğunu sandıkları kişi olmayabileceği fark ederler.