Colter Stevens uyandığında kendini bir banliyö treninde, başkasının bedeninde bulur ve 8 dakika sonra tren infilak eder. Gözlerini açtığında yeniden kendi bedenindedir. Bunu sağlayan, hükümetin geliştirdiği 'yaşam şifresi' adlı bir programdır. Bu program bir başka kişinin kimliğine geçip onun hayatının son sekiz dakikasını yaşayabilmeyi sağlamaktadır. Stevens'ın görevi bombacıyı bulmak ve onun yapacağı ikinci eylemi engellemektir. Bunun için son 8 dakikayı defalarca yaşar ve her seferinde elde ettiği ipucları ile olayı çözmeye çalışır.
Yakın gelecekte, LAPD cinayet masası dedektifi Chris Raven, kendini bir anda yüksek güvenlikli bir mahkeme salonunda, eşinin cinayetinden yargılanırken bulur. Bu kez karar, "Mercy" adı verilen devrim niteliğindeki yeni yargı sistemine aittir. Yargıç Maddox liderliğindeki bu sistem, olay yeri verilerinden dijital kayıtlara kadar her detayı analiz ederek hüküm verir. Chris'in, Mercy mahkemesinin yüksek teknolojili imkanlarını kullanarak masumiyetini kanıtlaması için yalnızca doksan dakikası vardır.
Küçük bir Ohio kasabasındaki bir grup arkadaş 1979'un yazında bir süper 8 filmi yaparlarken felaket bir tren kazasına tanık olurlar ve bunun bir kaza olmadığından şüphelenirler. Kazadan kısa bir süre sonra kasabada sıra dışı kaybolmalar ve açıklanamayan olaylar meydana gelmeye başlar. Kasabanın şerif yardımcısı gerçeği ortaya çıkarmaya çalışır. Hiçbirinin hayal edemeyeceği kadar dehşet verici bir şey vardır.
Beş kadın, doğada bir inzivaya katılır. Ancak içlerinden sadece dördü geri dönebilir. Federal ajanlar Erik Falk ve Carmen Cooper, beşinci kişiyi canlı bulmayı umarak araştırmak için dağların derinliklerine gider.
Jessica and her fiancé Evan have just moved from the city into their dream home on a quiet suburban street. Soon after, Jessica catches her seemingly friendly new neighbor, Simon, in a strange lie and can't let her suspicions rest. The danger escalates when Simon lures her inside his home and imprisons Jessica in his secret bunker, meticulously decorated in the idealized style of the 1950s.
Genç kadın avukat Ann, babasının hoş olmayan geçmişiyle yüzleşmek zorundadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra vatanı Macaristan’ı terk edip yeni bir hayat kurmak üzere Amerika’ya yerleşen Mike Laszlo, aslında aranan bir savaş suçlusudur. Ann böyle bir durumda nasıl davranması gerektiğine karar veremez. Aile bağları ve iş ahlakı arasında vicdani bir hesaplaşmayı yaşamaktadır.