Katolik kraliçe Mary ölür ve tahta pek istenmese de protestan olan ve öldürmeye kıyamadığı kardeşi Elizabeth geçer. Elizabeth’in önünde uzun ve bolca dikenli bir yol vardır. Etrafında hem destekçileri hem de her fırsatta katolik egemenliği geri getirmeye çalışan insanlar vardır. Bunun yanında evlenmesi ve kendisinden sonra tahta geçmesi gereken bir vasil bırakmak zorundadır. Tüm bu zorlukların arasında Elizabeth’in ingiltereyi nasıl yöneteceği ise tam bir muammadır.
On sekizinci yüzyıl Viktorya dönemi... Sarah, 'alt' sınıflardan gelme, sevdiği adamın peşinden gitmiş olduğu için toplum tarafından dışlanmış genç bir kadındır. Toplumun tamamen şekilden ibaret ahlak değerleri tarafından yargılanıp damgalanmış olan bu kadın, en ufak özgürlüklerden bile mahrum bırakıldığı, kıstırılmış bir hayat yaşamaktadır. Yine aynı şekilde, toplumun tamamen gösteriş budalası, samimiyetten uzak kurallarından sıkılmış ama bunu kendisine çok da itiraf etmek istemeyen Charles'la tanışan Sarah, çok da fazla konuşmaya gerek kalmadan aynı duyguları ve düşünceleri paylaştıklarını farkeder. Sarah'ın içinde bulunduğu 'düşük' sosyal sınıfa rağmen Charles, tam anlamıyla bir aristokrattır. Çok fazla ortak noktaları olan bu iki insanın bir arada olmalarını engelleyen belki de en önemli neden de budur. Tabi bir de Charles'ın, zengin bir tüccarın şımarık kızı ile olan nişan düzeyindeki ilişkisi.
Maurice, muhafazakar ve kendisinden çok şey bekleyen ailesinin üniversite tahsili için Cambridge'e gönderdiği bir İngiliz gencidir. İki sınıf üstte bir talebenin açık ve beklenmedik teklifi kafasını karıştırır. Hayatında gizli bir sayfa açılan Maurice, Clive'dan etkilenmiştir. Ancak 1. Dünya Savaşı öncesi yasal olarak yasak olan eşcinsellik İngiltere'de yaşanamaz durumdadır. Arkadaşlarının 6 ay hapis cezası alması ikiliyi durduramaz....
17. yy.da John Wilmot ya da başka bir deyişle 2. Rochester Kont yetenekli ve cin fikirli hovarda, kısa ve vahşi hayatını Restorasyon dönemi rock yıldızı gibi yaşamıştı. Zamanın tüm kurallarını yıkmayı kendisine amaç edinmiş çılgın adamı hikayesi.
A gripping 18th century drama details the scandalous life of Lady Seymour Worsley, who dared to leave her husband and elope with his best friend, Captain George Bisset. Lady Seymour Worsley escapes her troubled marriage only to find herself at the centre of a very public trial brought by her powerful husband Sir Richard Worsley.
2006’da çarpıcı The Great Ecstasy of Robert Carmichael ile hepimizi huzursuz eden Thomas Clay uzun bir aradan sonra çektiği bu üçüncü uzun metrajlı filmini kendi sözleriyle “Püriten Western’i” olarak tanımlıyor. 1657’de İngiltere’de Shropshire’de ıssızlığın ortasında bir çiftlikte yaşayan Fanny Lye, John ve küçük oğulları Arthur, kiliseden dönerken soyulduklarını söyleyen genç bir çiftle karşılaşırlar. John onlara pek inanmasa da merhametli Fanny’nin de ısrarıyla çifti eve alır. Fakat çift göründüğü gibi değildir; Fanny, Joe ve oğulları hayal bile edemeyecekleri olaylara maruz kalacaklardır. İngiltere’de cinsel özgürlüğün tohumlarının daha o çağlarda atıldığını savunan yönetmen Clay, 35mm çektiği yeni filminde gerilimi, tekinsizliği, şiddeti ve cinselliği git gide ekseninden kayarak yükselen şaşırtıcı bir dönem filmine imza atıyor.