Fransız askerî liderinin kökenlerine ve imparatorluğa doğru hızlı ve zalimce tırmanışına yakından bir bakış. Bu hikâyeye Napolyon’un eşi ve tek aşkı Josephine ile bağımlı, sallantılı ilişkisinin açısından bakıyoruz.
Sürgünden dönen Napolyon, tekrar Fransa’nın başına geçerek Avrupa’yı tehdit eder. Ancak İngiliz ordusu komutanı Dük Wellington ve müttefik kuvvetlerle Belçika’nın Waterloo kasabasında karşı karşıya gelir. Film, hem Napolyon’un stratejik dehasını hem de savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkilerini gerçekçi bir şekilde gözler önüne serer. Büyük savaş sahneleri ve tarihi doğruluğuyla dikkat çeken yapım, tarihin dönüm noktalarından birini etkileyici biçimde anlatıyor.
Dünyanın her yerinde medyanın ilgisini çeken gerçek bir olaydan esinlenen Son Piyade, 92 yaşındaki bir 2. dünya savaşı gazisi olan Artie Crawford'ın maceralarını anlatan dokunaklı bir dram. Artie, Normandiya'da gerçekleşecek 75. yıl anma törenini kaldığı huzur evinde duyar. Kutlamalara katılmaya kararlı olan Artie huzur evinden gözüpek bir kaçış planlar ve eski birliğine son bir kez saygısını sunmak için Fransa'ya doğru ilham verici bir yolculuğa çıkar.
Batı Cephesi'nde cesaret madalyası alan asker ve şair Siegfried Sassoon'un (1886–1967) öyküsü, kendisine kamuoyu ve eleştirel beğeni getiren Birinci Dünya Savaşı hakkındaki öfkeli ve şefkatli şiirleriyle en iyi şekilde hatırlanır. Birçok savaş şairinin duygusallığından ve şovenliğinden kaçınan Sassoon, siper savaşının dehşeti ve vahşeti hakkında yazdı ve savaşa körü körüne destek ve beceriksizlikleri nedeniyle küçümseyici bir şekilde hicvedilen generaller, politikacılar ve din adamları.
1916 yılındayız. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta başarılı olamamış, milyonlarca insan hayatını kaybetmiştir. Öte yandan Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa bırakmayı tercih eden Birleşik Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız lejyonunun üyesi olan bazı Amerikalılar, müttefiklere yardım etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir. Çok geçmeden Amerikalı gönüllülerden bazıları, iyi teçhizatlı Alman pilotlarıyla baş edebilmek ve müttefiklerin savaş çabalarına yardımcı olabilmek için kendi özel filolarını oluştururlar. Ölümüne mücadeleyi göze alan "Flyboys" Kahraman Pilotlar filosu bu şekilde meydana gelir.
Edmond Dantes dürüst ve saf bir denizcidir. Huzur dolu yaşamında güzeller güzeli Mercedes ile evlenme planları yapmaktadır. Ancak sakin yaşamı Mercedes’i kendisi için isteyen en iyi arkadaşı Fernand’ın ihanetiyle bir anda darmadağın olur. İşlemediği bir suçtan yargılanarak kendisini İf adıyla bilinen ünlü ada hapishanesinde bulur. Bundan sonrasında onu 13 yıl devam edecek bir kabus beklemektedir. Ada hapishanesinde geçen zor günlerinde o güne dek inandığı doğru ve yanlış kavramlarını terk eder. Artık sadece ve sadece ihanet edenlerden intikam alma düşüncesine odaklanmıştır. Sonunda aynı hapishanede kalan bir başka mahkum arkadaşının (Richard Harris)yardımıyla oradan kaçmayı başarır ve özgürlüğüne kavuşur. O artık çok zengin ve esrerengiz Monte Cristo Kontu’dur. Monte Cristo Kontu son derece kurnazca hareket eden acımasız bir adamdır ve tek amacı vardır: Kendisini tuzağa düşüren ve 13 yıl boyunca hapishanede çile çekmesine yol açanları bulmak ve sistemli bir biçimde yok etmek...