Somewhere in the middle of the English countryside a former judge and a group of former prison warders, including his lover, run their own prison for young women who have not been held properly to account for their crimes. Here they mete out their own form of justice and ensure that the girls never return to their old ways.
Bir hayvan barınağında çalışan Seth dengesiz bir hayatı olan ve yalnız yaşayan utangaç biridir. Lise yıllarından tanıdığı garson kız Holly ile otobüste karşılaşır. Saplantılı bir hal alan Seth’in yaşamı tamamen değişir. Kızla yakınlaşmak için ümit dolu hayallerle şansını dener ancak ondan istediği karşılığı göremez. Bomboş hayatında bu kızı takıntı haline getirir. Bu takıntı, büyük bir psikopatlığı da ortaya çıkaracaktır. Holly'i çalıştığı barınaktaki bir kafese kapatmaya karar verir. Onunla konuşarak oyun oynamaya çalışır. Seth, çok geçmeden Holly’nin göründüğü gibi biri olmadığını keşfedecek, kurbanın artık kim olduğu da belirtisiz bir hal almaya başlayacaktır.
Birbirinden uzak iki hayatın kesişmesiyle sapkın bir tek gecelik ilişkinin, bir seri katilin kanlı cinayetler zincirine dönüşmesiyle her şey beklenmedik bir biçimde şekilleniyor.
Bir iş görüşmesi için Detroit'e gelen genç bir kadın kiralık bir ev tutar. Ama gece geç saatte geldiğinde eve çifte rezervasyon yapıldığını, yabancı bir adamın zaten evde kaldığını görür. Doğru olmadığını bilse de geceyi orada geçirmeye karar verir ama korkacağı şeyin beklenmedik bir misafirden çok daha fazlası olduğunu kısa sürede anlar.
Elijah Wood’u tatlı küçük bir hobbit olarak tanıyanlar, onu karşılarında mükemmel bir ‘manyak’ olarak gördüklerinde afallayacaklar. ‘Tek Yüzük’ onu ele geçirmeye başladığında kocaman gözlerinde oluşan ifade belki de onun bu filmdeki gibi rollere uygunluğunu gösteren bir sinyaldi. Filmde, antika taş mankenleri, öldürdüğü güzel kadınların kafa derileri ile restore eden Frank’i izliyoruz. Derken, onun işine hayranlık duyan genç fotoğrafçı Anna çıkıyor ortaya ve karakterimizin arkadaşı oluyor. Frank, Anna’yı takıntı haline getirdikçe, öldürme açlığı tamamen kontrolden çıkıyor. Manyak, William Lustig’in 80’lere damgasını vuran, büyük bir fan kitlesi olan şiddet dolu korku filminin yeniden çevrimi. Orijinal filmin en şüpheci fanatikleri bile, Aja’nın versiyonunun orijinalinin hiç gerisine düşmediğini; atmosfer, müzik ve farklı New York görüntüleriyle fazlasını bile kattığını söylüyor...