It tells the story of a young French journalist who discovers how an American company is using assassinations and other criminal methods to take over French industries.
Amerikan Kongresi'nin yakışıklı, soğukkanlı ve temkinli üyesi Stephen Collins, bağlı olduğu siyasi partinin geleceğini temsil eder. Savunma harcamalarını denetleyen komitenin başkanlığı gibi bir görevi vardır. Yaklaşan başkanlık seçimleri için partisinde tüm gözler onun üzerine çevrilmiştir. Onun araştırma asistanının ve metresinin vahşice öldürülmesi üzerine o güne kadar derinlerde bir yerde gömülü duran sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlar.
İki yargıtay hakimi öldürülmüştür. Yanlız bir hukuk öğrencisi, cinayetlerin devletin en üst kademeleri hakkında çok gizli bilgiler içerdiği tahmin edilen bir dosyayla ilgili olduğundan şüphelenmektedir. Kararlı bir araştırmacı gazeteciyle beraber bu gizemi çözdüklerini herkese açıklamak istemektedirler - tabii o kadar uzun yaşayabilirlerse. Yarış başlamıştır, ve bu yarışta ikiden fazla koşucu vardır. Onlar artık canlı birer hedeftir.
1934. Private detective Miranda Green investigates a murder perpetrated in the British Embassy in Cairo, where a top secret document was stolen, risking to jeopardize both Buckingham Palace and the peace of the world. All those present in this closed place are suspected: the American photographer, the English student, the American actress, the Egyptian security guard, the ambassador interpreter, the Egyptian gardener and - why not? — the Ambassador himself. But who would have expected that a small group of Nazis would be behind a plot, risking to jeopardize both Buckingham Palace and the peace of the world?
Tecrübeli ama gözden düşmüş bir gazeteci ile mesleğe yeni başlamış genç bir gazeteci, yanlarına işinde çok iyi olan bir kameramanı da alarak tamamen kişisel çabaları ila Bosna'ya, savaşın bir numaralı suçlularından Radovan Karadzic'i aramaya giderler. Fakat bu ülkede atacakları her adım, büyük tehlikeler içermektedir.Yanlışlıkla CIA timi zannedilmeleri ile peşinde oldukları hedefleri tarafından da farkedilecek ve kendilerini yem durumuna sokacaklardır. Artık sadece amaçları değil, hayatları da tehlikededir.2005 tarihli Matador ile daha önce sinemalarımıza konuk olan Richard Shepard,senaryosunu da yazdığı Av Partisi ile savaşın kanlı atmosferine adım atıyor.
In the sterile setting of a powerful multinational, a ruthless corporate executive and her ambitious protégée bare their claws in a vicious battle for supremacy.
James Stewart ve Dorıs Day, korku sinemasının tartışmasız üstadı Hitchcock'un bu muhteşem geriliminde özgün ve dramatik bir performans sergiliyorlar. Stewart ve Day, Fas'ta oğulları Hank ile tatil yapan masum Amerikalılar Ben ve Jo McKenna'yı oynuyorlar. Marakeş pazarında bir Fransız ajanı Ben'in kollarında öldüğünde, çift oğullarının kaçırıldığını ve ingiltere'ye götürüldüğünü öğreniyor. Kime güveneceklerini bilmez halde olan McKenna ailesi uluslararası casusluk, suikastçilik ve terörle karşı karşıya kalır. Gerçeğe yaklaştıkça tüm hayatları değisecektir ve film meshur Albert Meydanı'nda gerilim dolu bir doruğa ulaşacaktır.