David, müziğe karşı çok yetenekli bir çocuktur ve müthiş derecede piyano çalma yeteneğine sahiptir. Ancak babası onun en küçük hatasını bile affetmeyecek kadar katı yüreklidir. Bu baskılara dayanamayan David, evden uzaklaşır ancak yıllar sonra yine babasını arar.
A.G. Sulzberger’in The New York Times için yazdığı bir makaleden yola çıkan "Kodachrome"un konusu şöyle: Matt Ryder (Jason Sudeikis), uzun yıllardır ayrı kaldığı ve ölmekte olan babası Benjamin (Ed Harris) ile birlikte ülkeyi boydan boya arabayla geçmek zorunda kalır. Dünyanın en ünlü fotoğrafçılarından biri olan Benjamin, ‘Kodachrome’ film basabilen son laboratuvar kapanmadan önce, elindeki dört eski film rulosunu laboratuvara götürmek istemektedir. Benjamin’in hemşiresi Zoey (Elizabeth Olsen) ile birlikte üçlü, geçmişlerini arkada bırakarak, analogtan dijitale geçen dünyada bir seyahate çıkarlar.
A search for love, meaning and bathroom solitude. Danny goes through a series of shared housing experiences in a succession of cities on the east coast of Australia. Together these vignettes form a narrative that is surprisingly reflective.
Ezra, başarılı kariyerini ve evliliğini bir stand-up komedyeni olmak için havaya uçuran Max Brandel'in hayatına odaklanıyor. Max Brandel, başarılı bir kariyere ve mutlu bir evliliğe sahip olan bir adamdır. Ancak bir stand-up komedyeni olmanın hayalini kuran Max, bunu gerçekleştirmek için kariyerine ve evliliğine son verir. Yetenekli ama eksantrik bir şef olan ve sonradan kapıcı olan babası Stan'in yanına taşınan Max, asperger sendromlu 9 yaşındaki oğulları Ezra'yı büyütme konusunda eski karısıyla çatışmaya düşer. Max, çözümün Ezra'yı kaçırıp onu ülke çapında bir geziye çıkarmak olduğuna karar verir.
Alan, scrabble oyunu yüzünden tartıştığı ve evi terkeden favori oğlunu bıkmadan aramaktadır. Kalan oğlu Peter ise, hiç kazanamayacağı bir rekabete girmiştir.