Amerikalı bir matematikçi olan David ile İngiliz karısı Amy şehirden uzaklaşmak ve hayatlarını daha sakin geçirmek için küçük bir kasabaya taşınırlar. David ve Amy satın aldıklaru evin tadilatı için dört işçiyi işe alırlar. Kasabanın kabadayıları da olan bu dört işçi doğuştan sakin yaradışlı bir insan olan David'le dalga geçmeye, karısına da sarkıntılık etmeye başlarlar. En sonunda işçiler eve saldırır ve rahat haraketleri ile eleştirilen Amy'e tecavüz ederler. Bunun üzerine David deliye döner ve uğradıkları şiddetin intikamını acı alır.
Henry Tawes Tennessee’de bulunan küçük bir kasabanın şerifidir. Güçlü bir ahlak anlayışı olan Henry diğer insanları hemen yargılar ve hiç sorgulamadan yasaları uygular. Daha sonra hayatını alt üst eden genç ve güzel bir kadınla tanışır: Alma. Duygularını göz ardı edemeyince, Henry ile Alma arasında bir ilişki başlar. Ama küçük bir kasabada hiçbir şey sır olarak kalmaz
In this story inspired by real characters, three girls from America, Nigeria and India are trafficked through an elaborate global network and enslaved in a Texas brothel, and must together attempt a daring escape to reclaim their freedom.
Joe, Seligman'a bir nemfoman olarak hayatının hikayesini anlatmaya devam ediyor. Bu kez yetişkinlik yıllarına odaklanır; ihmalkâr bir anne oluşunu, sadomazoşizmle ilişkisini ve vahşice dövülmesine neden olan durumu anlatır. Bu arada Seligman Joe'ya açılmaya başlar.
İğrenç bir insan olan korkunç haydut Albert, adamları ve karısı Georgina ile birlikte her akşam aynı lokantada kurdurduğu açgözlü sofrada yemek yemektedir. Albert'in saçtığı dehşet, Fransız aşçı Richard'ın, yemek aralarında Georgina'nın aşığı Michael ile mutfak köşelerinde yatıp kalkmasına göz yummasına sebep olmaktadır. Kan, seks, yamyamlık ve dünyevi iştahın görsel bir şölene dönüştüğü hem eğlenceli hem de korkunç film, her türlü uyarıcı etkiye rağmen, sıradışı İngiliz auteur Peter Greenaway'in geniş kitlelerce yenilip yutulabilmiş belki de tek eseri.
Bir adamın bir avuç serserinin üzerinde yarattığı gerilim bir süre sonra vicdan muharebesine dönüyor ve yön değiştiriyor fakat gücünü aldığı yer bu gerilim. Geçmişte yaşanan bir olay ve sorumlularının çok derinlere bastırdığı bir olayı unutmayan biri onlara hatırlatmaya başlıyor. Başta umursanmayan bu adam karşısında bu astığım astık serseriler tutulup kalıyor. Adeta adama dokunamıyorlar ve kendilerinin gideceği talihsiz sona doğru ümitsizce bekleyiş içine giriyorlar. Vicdanları, yıllardır atamadıkları pişmanlıkları onları bir anda zayıf kılıyor. Dokunamıyorlar çünkü daha fazla vicdani rahatsızlık katlanabilecekleri bir şey değil. Cezalandırılmayı bekleyen suçlu gibi sonlarını beklemeye başlıyorlar.