Detective-Sergeant Johnson has been a police officer for 20 years and is deeply affected by the murders, rapes, and other violent crimes he has investigated. He is plagued by images of violence and is Posttraumatic stress disorder under the strain.
Uzlaşması zor, başına buyruk dedektif Brant, polisleri hedef alan bir seri katili yakalamak üzere kendisinin tam da zıttı polis memuru Porter Nash’le iş birliği yapmak zorunda kalır. Zaman bir sonraki kurban için acımasızca ilerlerken kahramanlarımız bu acımasız katili bulmak için Londra sokaklarında altına üstünü getireceklerdir.
İngiliz yazar David Peace'ın kült suç romanı serisinden uyarlanan filmin başrolünde, sinemanın yeni Örümcek Adamı Andrew Garfield var.
1974, Yorkshire… Gazeteci Eddie Dunford (Andrew Garfield) bir seri çocuk kaçırma vakası üzerinde çalışmaktadır. Yine bir çocuk ortadan kaybolur. Kesilmiş bir bedenin ortaya çıkmasınından sonra araştırmayı derinleştiren Eddie ve meslektaşı Barry (Anthony Flanagan) kendilerini şok edici ilişkilerin ve polis vahşetinin içinde bulur...
Uğursuz bir seri katil, Londra'da terör estirirken, gözden düşmüş parlak polis memuru John Luther, parmaklıklar ardında çürümektedir. Kendisine eziyet eden siber psikopatı durduramamasının azabını yaşayan Luther, bu soruşturmayı ne pahasına olursa olsun tamamlamak için hapishaneden kaçmaya karar verir.
Los Angeles, Mart 1928: Genellikle çalışan sınıftan insanların oturduğu banliyö kesimlerinden birindeyiz. Telefon operatörü olarak çalışan anne Christine Collins, güzel bir cumartesi sabahında işe gitmek üzere evden ayrılırken dokuz yaşındaki oğlu Walter ile vedalaşır. Akşam evine döndüğünde her ebeveynin en büyük kabusuyla yüz yüze gelir: Biricik oğlu ortadan kaybolmuştur. Polis tarafından çok yoğun bir arama çalışması başlatılır. Ancak küçük Walter hiçbir iz bırakmadan ortadan yok olmuştur. Aradan beş ay geçtikten sonra polisten haber gelir. Christine’in oğlu olduğunu iddia eden bir çocuk bulunmuştur. İtibarını kurtarmak isteyen polis, anne ile oğlunun kavuşmasını medya önünde bir halkla ilişkiler etkinliği gösterisi olarak organize eder.
San Diego'lu bir genç, Euripides'in Orestes tragedyasından esinlenerek antika bir kılıçla annesini öldürdükten sonra iki kişiyi kendi evinde rehin alır. Yüksek lisans öğrencisi Brad McCullum'ın şehrin kıyısında geçen bu cinai öyküsü, iyi bir dedektif ve genç adamın arkadaşlarının olayı çözme çabalarıyla sürer. Amaç hem McCullum'ın niyetini anlamak hem de rehineleri kurtarmaktır.
"Vergi gelirlerinin yüzde kırk dördünü öldürmeye harcayan bir toplumdan başka ne bekleyebilirsin ki?”
60’lı yılların başında Boston’da on üç kadını öldürmekten sorumlu tutulan bir adamın gerçeklerden esinlenen hikâyesi.
Kadınlara tecavüz ettikten sonra kurbanlarını boğarak öldürdüğü için Boston Canisi lakabını alan seri katil Albert DeSalvo’nun hikayesinin anlatılıyor.