A group of angels look longingly upon the life of humans. Berlin now is a very different place: unified in name but overrun with crime, corruption, and—in what turns out to be a key theme here—Americans.
In the winter of 1938, Paris is crowded with refugees from the Nazis, who live in the black shadows of night, trying to evade deportation. One such is Dr. Ravic, who practices medicine illegally and stalks his old Nazi enemy Haake with murder in mind. One rainy night, Ravic meets Joan Madou, a kept woman cast adrift by her lover's sudden death. Against Ravic's better judgment, they become involved in a doomed affair.
Rachmaninoff'un unutulmaz 'İkinci Piano Koncertosu' eşliğinde, sıradan insanların sıra dışı aşklarına tanıklık etmek istiyorsanız, İngiliz gerçekçiliğinin başyapıtı kabul edilen bu filmi mutlaka izleyin! Lean'e Cannes'da 'Festival Büyük Ödülü'nü kazandıran film, bir rastlantı sonucu tren istasyonunda karşılaşan iki evli yetişkinin yaşadıkları büyük aşkın öyküsünü anlatıyor.
Almanya'da yaşayan 40'lı yaşlarındaki Cahit ile genç Sibel intihardan vazgeçmiş 2 insandır. Psikoloğunun yardımıyla sorunlarını bir nebze de olsa yenmeyi başaran Cahit, Sibel'e yardım etmek ister. Sibel'se çıkış yolunu evlilikte arar ve eşi doğru dürüst tanımadığı Cahit olur. Aynı evde yaşamaya başlayan Cahit ve Sibel arasında kaçınılmaz bir yakınlaşma başlar.
Ali, Fas'tan Almanya'ya çalışmak için gelmiş bir işçidir. Her zaman gittiği ve Arap arkadaşlarıyla buluştuğu bir barda, 60 yaşının üzerindeki Emmi isimli bir kadınla tanışır. Emmi, kendisine aşık olur ve bir süre sonra evlenirler. Ancak, bu evlilik göçmenlerin yarattığı tedirginliği yoğunlukla yaşayan Bavyera Almanları üzerinde şok etkisi yaratır. Emmi, çocukları ve çevresi tarafından itilir. İmkansız gibi görünen Emmi ve Ali'nin aşkı, hikaye ilerledikçe yönetmen tarafından sert bir toplum eleştirisine doğru evrilir.