Nicholas Angel, Londra polis teşkilatının gelmiş geçmiş en başarılı polislerinden biridir. Diğer polislerden %400 oranında daha fazla tutuklama yapması ile kırmış olduğu rekor ve üstün çalışma temposu ile en dikkat çekici polistir. Fakat bu durum, bazı sakıncalara da yol açmaktadır. Nicholas'ın bu başarısı, diğer polis memurlarının morallerini ve motivasyonlarını kötü yönden etkilemektedir. Böylece üstleri, Nicholas'ı yeteneklerinin çok dikkat çekmeyeceği bir yere göndermeye karar verirler. İnsanların, neredeyse suç işlemenin ne demek olduğunu bile bilmedikleri, son derece sakin bir Sandford kasabasına gönderilir. İyi niyetli ama bir o kadar da sersem bir polis memuru olan Danny ile de ortak olmak zorunda kalan Nicholas için bu sakin yaşama alışmak son derece zordur. Fakat hiç beklenmedik bir anda patlak veren olaylar, Sandford'un aslında sanıldığı kadar sakin ve suçtan uzak bir yer olmadığının kanıtı mıdır acaba? Nicholas'ın beklediği hareket yeniden ayağına gelmiş gibidir.
Batı Hint Adaları'ndaki bir tatil otelinde tatildeyken Miss Marple, emekli bir İngiliz binbaşının görünüşte doğal ölümünün aslında başka bir cinayet planlayan bir katilin işi olduğundan haklı olarak şüpheleniyor.
Ace Atkins'in 'Wonderland' romanından uyarlanan filmde eski bir polis ve eski bir mahkûm olan Spenser, hapishaden çıktıktan sonra Boston'da iki polisin ölümüyle ilişkili bir komployu açığa çıkarmak için umut vadeden dövüşçü Hawk ile birlik olur.
Sam Phelan (Chris Hemsworth) ve eşi Leslie (Victoria Profeta) evlerinin taksitlerini güçlükle ödiyebilen maddi sıkıntı içindeki genç bir çifttir. Sam arabası ile seyir halindeyken, polisle kovalamaca halindeki banka soyguncuları içi nakit dolu çantayı Sam'in arabasına fırlatır ve kaçarlar, fakat daha sonra yakalanırlar. Ellerine geçen bu büyük miktardaki nakit sayesinde Sam ve eşi maddi sıkıntılardan kurtulmanın keyfini çıkarmaya başlarken, hapisteki soyguncunun psikopat kardeşi Chicago'nun her yerinde onları aramaya koyulur.