Mrs. Holló reports the case of three missing persons to the police. During the investigations, the captain realises that there is nothing to deter Mrs. Holló from her trying to overcome loneliness.
Polis memuru Renee, rutin bir trafik kontrolünde öldürülen meslektaşının başına gelenleri araştırır ve kamera kayıtlarını izlerken, görüntülerle oynandığını fark eder.
Raimund, düzenli ama monoton hayatını kanıksamış bir Latince öğretmenidir. Kırmızı paltolu bir kadını tam nehre atlayacakken kurtarınca, kadın da onun hayatını kurtarır. Anlık bir kararla kadının binmesi gereken trene bindiğinde, kendini Lizbon´da, kadının okuduğu kitabın yazarının peşinde bulur. Raimund, takıntılı bir dedektif gibi parçaları birleştirdiğinde, 1970´lerin faşist Salazar Lizbon´unda bir arkadaşlık, ihanet, baskı ve devrim hikâyesi oluşturacaktır. Pascal Mercier´in uluslararası çoksatan romanından uyarlanan Lizbon´a Gece Treni, ülkeler ve tarih arasında dolaşan polisiye bir yapboz, romantik bir dram...
Tatil için Kudüs’te bulunan Hercule Poirot, İki kişinin Petra’da işlenecek olan bir cinayet planı yaptığına kulak misafiri olur. Petra yolculuğunun konukları arasında Bayan Boynton, büyük oğlu Lennox ve karısı Nadine, kızı Carol ve diğer oğlu Raymond, genç ve büyüleyici güzellikteki kızı Ginevra ve ufak kardeşleri Jimmy bulunmaktadır. Bayan Boynton yıllar önce bir hapisanede gardiyan olarak çalışmış, çevresi özellikle kendi ailesi tarafından otoriter ve gaddar tavırlarından ötürü sevilmeyen sadist bir kadındır… Büyüleyici Petra gezisi sonrasında beklenen gerçekleşir. Kaldığı çadırda, bayan Boynton’un cesedi bulunur. Görünüşte kadın öleli 1 saati geçmiştir ve sıradan bir kalp krizi olarak görünse de de bileğindeki iğne deliği şüpheleri cinayet noktasına çekecektir. Albay Carbury’nin ricası üzerine Poirot soruşturmaya başlar…
During WWII several murders occur at a convalescent home where Dr. Watson has volunteered his services. He summons Holmes for help and the master detective proceeds to solve the crime from a long list of suspects including the owners of the home, the staff and the patients recovering there.
Artık emekli olan ve kendi kendisini bir sürgüne mahkum eden Poirot, Venedik’te isteksizce perili bir palazda bir seansa katılır. Misafirlerden biri öldüğünde Poirot, katilin kim olduğunu ortaya çıkarmak için harekete geçer.
Bir denizcinin hayaleti olan Kaptan Gregg (Rex Harrison), uzun yıllar yaşadığı evinden ayrılmak istememektedir. Eve gelen kiracıların hepsini korkutup kaçırmıştır. Ama romantik bir genç kadın olan Lucy Muir (Gene Tierney), deniz kenarındaki sakin bir tepede olan bu evi çok beğenir. Küçük kızı Anna (Natalie Wood) ile birlikte, şehrin gürültüsünün uzağında sakin bir yaşam arzulamaktadır. Burasının hayaletli bir yer olduğunu belirten komisyoncunun tüm ısrarlarına rağmen vazgeçmez ve evi kiralar. İlk gece, esrarengiz Kaptan Gregg gelir ve Lucy Muir’e kendisiyle ilgili söylenen saçmalıklari açıklar kızgınlıkla: İntihar etmediğini, tersine, bir kaza sonucu yasamdan ayrıldığını bu güzel kadına anlatır. Lucy Muir korkmuştur, ama yine de bu sözünü esirgemeyen, sert oldugu kadar da içtenlikli ve yapmacıksız davranan Kaptan’a yakınlık duymuştur. Ve Lucy Muir evde kalmaya karar verir.