Birbiriyle düşman taraflar arasında şekillenen bir aşk ve onur hikayesini anlatan EMPEROR gerçek olaylara dayanmakta ve savaş sonrası Japonya’nın gölgelerinde barışı sağlamak için atılan cesur ve gizli adımları konu alıyor. Matthew Fox, Tommy Lee Jones ve Eriko Hatsune ile İmparator Hirohito’nun 2. Dünya Savaşı kuşatmasından günler sonra gerçekleşen Amerikan’ın Japon işgalini hayata geçiriyor. Komutan Douglas MacArthur (Jones) beklenmedik bir şekilde yabancı bir ülkede fiili hükümdar olunca, herkesin aklını kurcalayan soruya çözüm bulması için Japon kültürü uzmanı Komutan Bonner Fellers’ı (Fox) atar. Soru şudur: Halkı tarafından çok sevilen ancak savaş suçlusu olan Japon İmparatoru cezalandırılmalı mıdır? Görevinin getirdiği siyasi entrikalar ile kendisini Japonya’ya çeken gizemli bir öğretmeni (Hatsune) arayışı arasında kalan Feller’ın emin olduğu tek şey oynanacak oyunların iki ülkenin tarihini sonsuza dek değiştireceğidir...
İnsan Manzaraları serisinin 2. filminde Kaji (Tatsuya Nakadai) askere çağrılmıştır. Orduya ve savaşa karşı bir kişiliğe sahip olmakla birlikte iyi bir asker olarak dikkat çeken Kaji, aynı zamanda başına geleceklerden hiç çekinmeden doğru bildiklerini söylemeye devam etmektedir. Usta askerlere karşı kendisi gibi acemi erleri savunmaya çalışan Kaji, kendisi usta asker olup acemilerin eğitiminden sorumlu tutulduğunda tüm zorluklara karşın insani tutumunu sürdürmeye çalışacaktır. Ancak artık Japonya gerilemeye başlamış, Sovyet tehlikesi iyice yaklaşmıştır.
J.G Ballard'ın oto-biyografik romanından uyarlanan "Güneş İmparatorluğu", Shangai'in Japon istilasına uğradığı 1941 yılında başlıyor. Zengin bir ailenin mutluluk içinde yaşayan genç üyesi Jim Graham şehirde yaşanan büyük kaos sırasında ailesini kaybediyor ve her gün onlarca insanın öldüğü bu karmaşada yapayalnız kalıyor. Uçaklara büyük bir ilgi duyan ve hep uçmayı hayal eden Jim, sonunda Soo Chow toplama kampına gönderiliyor ve burada geçirdiği aylar boyunca yepyeni insanlarla tanışarak, yaşamın ailesinin kendisine sunduğu kadar toz pembe olmadığının farkına varıyor.
61 yıl önce Amerikan işgal kuvvetlerin karşı Iwo Jima Adası'nı savunan Japon askerlerinin ve başlarındaki generalin hiç anlatılmamış öyküsüyle karşımıza çıkıyor. Iwo Jima'daki askerler arasında; yeni doğan kızını görmekten başka bir isteği olmayan fırıncı Saigo; becerisi ve onuruyla dünyaca tanınan Olimpiyat şampiyonu binici Baron Nishi; idealizmi henüz savaş sınavından geçmemiş eski bir askeri polis olan genç Shimizu ve teslim olmaktansa intiharı yeğleyebilecek katı bir asker olan Teğmen Ito vardı. Savunmaya önderlik eden isim ise, Amerika'ya yaptığı yolculuklarla savaşın umutsuz doğasını anlamış ama aynı zamanda Pasifik'in ötesinden gelen devasa Amerikan filosunu yenmek için gereken stratejiyi kavramış olan Tuğgeneral Tadamichi Kuribayashi idi...
1943'te Burma'da bir Japon esir kampının komutanı olan Saito, kampa yeni gelen İngiliz Albay Nicholson'dan adamlarına Kwai nehri üzerine bir köprü kurmalarını emretmesini istemektedir. Saito'nun amacı bu köprüyü kullanarak Japon birliklerine cephane taşıma konusunda avantaj sağlamaktır. Saito'nun işkencesine dayanamayan Albay bir süre sonra köprünün emri altındaki mühendisler için de bir moral kaynağı olacağını düşünerek onun isteğini kabul eder. Nicholson düşmanının esiri konumunda da olsa, onun ve adamlarının yapabileceğinden daha iyi bir köprü yaparak onu psikolojik seviyede altetmiş olacağını düşünür. İnşaat ilerledikçe Nicholson köprünün düşmanına avantaj sağlayacağını tamamen unutur ve onu mükemmelleştirmek için elinden geleni yapar.
Yıl 1945. Kanlı bir savaşın kanlı canlı devam etmekte olduğu anlar. Iwo Jima Adası, Japonlar’ın elinde ve Amerika, burayı kazanmanın peşinde. Ele geçirdikleri anda birkaç Amerikan askeri, oradaki dağın tepesine çıkarak zafer bayraklarını dikerler. Ancak bu askerler, kahraman olarak evlerine döndüklerinde kendilerini zorlayan bir takım çelişkili hislerin ve durumların ortasına düşerler.