McCool's adlı barda sıradan bir akşamdır. Bar, kapılarını kapatmaya hazırlanırken içeride üç kişi kalmıştır. Bir davayı araştırmak için orada bulunan özel polis Dehling, barın işletmeciliğini yapan Randy ve Carl isimli bir müdavimden oluşan bu grup, nereden ve nasıl geldiği anlaşılmayan bir güzellik karşısında büyülenir. Jewel isimli son derece baştan çıkarıcı ve alımlı bir kadın, bara adımını attığı an dikkatleri üzerine çeker. Kısa süre içerisinde bu üç erkeğe de hayatlarını değiştirecek anlar yaşatır. Filmin bundan sonraki kısmı ise her bir erkeğin kendi dilinden dökülen sözcüklerle bu farklı deneyimi anlatmasıyla devam eder. Ortadaki tek soru ise gizemini korumaya devam eder. Jewel neden oradadır?
Milyoner iş adamları söz konusu olunca, Max Conners (Sigourney Weaver) ve kızı Page (Jennifer Lowe Hewitt) tam anlamıyla birer şeytan kesilirler. Page'in annesi Max, gözüne kestirdiği kurbanlarını baştan çıkarıcı Page'in kollarına iter. Sonrasında bütün iş, yüklü bir nafaka koparılacak boşanma davasına kalır. Müthiş ikilinin yeni kurbanları kaba saba bir para babası olan William Tensy (Gene Hackman) dır. Ancak hiç beklenmedik bir gelişme olur ve Page altın kuralı unutarak yakışıklı barmene delicesine aşık olur. Olanlar karşısında deliye dönen Max, Tensy'nin parasını çarpmak için müthiş bir mücadeleye girer.
Kaos ve kargaşa içinde gelişen hikayede birbirinden ilginç karakterler bulunmakta. Meksika’da yaşayan ve kolay yoldan para kazanmaya çalışan bir grup genç çözüm olarak efsane olmuş bir güreşçi ve onun yetiştirdiği papağanı kaçırmayı denerler. Karşılığında fidye isteyecekleri hesaplayarak yaptıkları bu organizasyonda, başlarına gelmeyen kalmayacaktır * Tüyler ürpertici, tuhaf ve oldukça karanlık bir komedi. Her şeyi bilmek fakat bir sonraki adımda neyin olacağı hakkına hiçbir fikri olmamak... Yanlış anlamanın yanlış anlaşıldığı bir hikaye.