Reporter Charles Wills, in Paris to cover the end of World War II, falls for the beautiful Helen Ellswirth following a brief flirtation with her sister, Marion. After he and Helen marry, Charles pursues his novelistic ambition while supporting his new bride with a deadening job at a newspaper wire service. But when an old investment suddenly makes the family wealthy, their marriage begins to unravel — until a sudden tragedy changes everything.
Sarah Miles, kocası Çavuş Henry tarafından verilen bir partide yazar Maurice Bendrix'e aşık olur. İkili kısa bir süre içinde kendilerini yasak bir ilişkinin cinsel cazibesine kaptırırlar. Londra'nın bombalandığı günlerde Bendrix'in evine isabet eden bir bomba çifti yatakta yakalar. Bendrix ölümden döner. Sarah sevgilisine haber vermeksizin, ilişkisine sürpriz bir şekilde son verir. Bendrix artık terk edilmiş biridir. İki yıl sonra, 1946 yılında, yağmurlu bir günde Bendrix tesadüfen Henry ile karşılaşır. Bendrix, Sarah'a olan aşkını hatırlar ve yeniden ona dönmenin yollarını arar. Bir süre sonra onun hayatına yeniden girmeye başarır. Aniden biten eski aşkı tekrar gündeme gelir. Ama bu sefer aşkının neden aniden bittiğini öğrenebilecektir.
Aşkın Karanlık Yüzü (The Deep Blue Sea)’nün hikayesi savaş sonrasının İngiltere'sinde geçmektedir. Başrol oyuncularından Rachel Weisz, seyircinin karşısına Hester karakteriyle çıkıyor. Simon Russell Beale’nin hayat verdiği William Collyer da başarılı bir hakimdir ve Hester ile evlidirler. Mutsuz bir evliliği olan Hester, Kraliyet Hava Kuvvetleri'nin pilotlarından olan Freddie Page'a aşık olacaktır. Ancak Hester’ın duyduğu aşk, takıntılı ve bir o kadar da hem kendisine hem de karşı tarafa zarar veren bir aşktır.
Aşkın Karanlık Yüzü, İngiliz tiyatro yazarı Terence Rattigan'ın aynı adlı eseri The Deep Blue Sea’nin beyazperdeye aktarılmış şeklinden oluşuyor. Yönetmen Terence Davies tarafından başarılı bir şekilde beyazperdeye uyarlanan film, ilk olarak Toronto Uluslararası Film Festivali'nde gösterime girdi ve sinemaseverlerden büyük beğeni topladı.
Monday, Atina’da yaşayan 30’lu yaşlardaki iki Amerikalı Mickey ve Chloe’nin hikayesini konu ediyor. Genç ve güzel bir kadın olan Chloe, Atina’daki zamanının sonuna yaklaşmıştır. Bu süreçte çekici bir erkek olan Mickey ile tanışır. İkili, farkına bile varmadan tsunami gücünde bir aşka adım atarlar. Hayatına yön vermeye çalışan Chloe, işini ve yaşadığı şehri ardında bırakarak hafta sonu tutkusunun dayanılmaz gerçekliğinin peşinden gitmeye karar verir. Mickey ile kalmaya karar veren Chloe, büyük bir risk almıştır. Aşık çiftin birbirlerine duydukları tutku ve ihtiyaç büyüktür ancak ikisinin de istemsizce kendi hayatlarını sabote etme mizaçlı olmaları ilişkilerini bir hayli zorlayacaktır. Birbirlerinin omuzlarındaki yüklerden korkan bu iki aşık, kendi korkularını yenerek aşklarına sahip çıkabilecek midir?
Eddie Anderson, bir reklamcıdır. Çalıştığı şirketin vazgeçilmez elemanı olan Eddie, karısı Florence ile birlikte maddi anlamda her şeye sahiptir. İyi bir yaşamı olan Eddie, zamanla kendini bir arayış içerisinde bulur ve varlığı tartışılır genç ve güzel bir kadın olan Gwen ile yasak ilişki yaşamaya başlar. Yaratıcı bir reklamcı olan Eddie’nin saklı gerçeklik arayışları, başına gelen bir felaketten sonra ortaya çıkacaklardır.
Kevin Bacon (Mystic River), Colin Firth (Love Actually) ve Alison Lohman (Big Fish) Atom Egoyan'ın (The Sweet Hereafter) bu güçlü erotik geriliminde ekranı ateşe veriyor. Kaldıkları otel suitinde güzel bir kadının ölü bedeni bulunduğunda, başını Lanny Morris (Bacon) ve Vince Collins'ın (Firth) çektiği komedi ekibi başarılarının doruklarındaydı. Cinayet sırasında başka yerde olduklarını kanıtlamalarına rağmen ikili, patlayan skandal yüzünden işlerini bırakmak zorunda kalırlar. Şimdi ayrılıktan yıllar sonra gazeteci Karen O'Connor (Lohman) bu gizemli olayın ardında yatan gerçekleri çözecektir.