Michael Radford’un yönettiği ve Demi Moore ile Michael Caine’in başrollerini paylaştığı bir İngiliz suç-drama filmidir. 1960’ların Londra’sında geçen hikâye, büyük bir elmas şirketinde çalışan hırslı bir kadın yönetici ile yaşlı bir gece bekçisinin beklenmedik şekilde yollarının kesişmesini konu alır. İkili, şirketin değerli taşlarıyla ilgili cesur bir plana girişir.
Film, dönemin iş dünyasındaki cinsiyet ayrımcılığına ve güç mücadelelerine değinirken aynı zamanda zekice kurgulanmış bir suç hikâyesi sunar.
In this fictionalised account of the Great Train Robbery, career criminal Paul Clifton plans an audacious crime: the robbery of a mail train carrying millions in cash.
Görevden ihraç edilmiş eski bir polis olan Nick Cassidy, Manhattan'da bir otelin çatı katına çıkarak masumiyetini kanıtlamak için intihar girişiminde bulunur. Bir kadının çığlığı üzerine New York Polis Departmanı'ndan görevlendirilen bir ekip olay yerine gelir ve psikolog polis memuru Lydia Anderson, Nick'i ikna edip indirmesi için görevlendirilir. Bu arada Nick ana caddeye basınla birlikte büyük bir kalabalık toplayıp, ilgi çekmeyi de başarmıştır.
Having once again avoided criminal conviction, Professor Moriarity develops a murderous plan to “finish off” his last major nemesis, Sherlock Holmes, by making him fail to prevent the perfect crime. Does it involve a family curse, the crown jewels of England, or something else…
Önce her şey harikadır: Usta hırsız Joe Moore'un güzel bir karısı, borçlularından bolca alacağı ve sevdiği bir mesleği vardır! Bir gün güvenlik kamerasına yakalandığında işler tersine dönmeye başlar. Çaldığı şeyleri alıp satan ve ona en büyük borcu olan kişi olma ünvanlarının sahibi Bergman parasını ödememeye karar verir. Karısına gelince, o da kendisini Bergman'ın yamağı ile aldatıyor olabilir! Moore, ortağı Bobby ve yardımcıları Pinky ile birlikte son bir işe girişir. Her şeyi tersyüz edecek ve talihini döndürecek son bir iş. Peki ama Bergman'a güvenebilir mi? Ya karısı şu anda hangi genç ve yakışıklı adamın kollarında?