Amerikalı bir yazar olan Sam, Roma'da yaşayan ve yazar tıkanıklığıyla boğuşan bir adamdır. Amerika'ya dönmenin eşiğindedir ve bir gün bir sanat galerisinde bulunduğu esnada, galeri sahibinin karısına yapılan cinayet teşebbüsüne tanık olur. Sam neye uğradığını şaşırır, kadını kurtarmak için hiçbir şey yapamaz. Neticede kadın kurtulduğunda polisler bu ünlü seri katilin elinden kurtulan tek kişinin kendisi olduğunu söylerler, ancak davayı yine de çözemezler. Tüm sürece tanık olan Sam, bu davayı kendi başına çözmeye, tehlikeli katili tek başına aramaya karar verir.
Roma'ya giden Amerikalı bir roman yazarı, yeni kitabında kaleme aldığı olaylarla örtüşen vahşi cinayetlerin şehre yayılmasının ardından olayları araştırmaya başlar.
Oliviero Ruvigny, en parlak dönemini geride bırakmış ve alkole teslim olmuş bir yazardır. Eşi Irené ile birlikte, ıssız bir kır malikânesinde yaşamaktadır. Ölü annesine dair bastıramadığı anılar, zamanla Irené'ye yönelik şiddet ve aşağılama olarak patlak verir. Gerginlik, Oliviero'nun sevgilisinin öldürülmesiyle daha da artar. Bu sırada, baştan çıkarıcı kuzen Floriana'nın ziyareti ise her şeyi daha da karmaşık hale getirir. Floriana'nın cazibesine hem Oliviero hem de Irené direnemeyecek gibi görünür. Daha fazla genç kadının öldürülmesiyle birlikte, aşağılanan Irené'nin sessiz nefreti giderek büyür...
After several Catholic school pupils are murdered, a teacher who is having an affair with one of his students becomes a suspect. When other gruesome murders start occurring shortly thereafter, the teacher suspects that he may be the cause of them.
Dedektifler Jake ve Mary, bir taklitçi katilin saldırması üzerine Sanatçı adlı hapsedilmiş bir seri katilden yardım isterler. Mary, Sanatçı'nın parlak ama çarpık ruhunda ipuçları ararken o ve Jake, şeytani bir kedi ve fare oyununun tuzağına düşer. Bu süreçte ikisi, Sanatçı ve onun taklitçisinden bir adım önde olmak için zamana karşı yarışır.
Film, 1983 yılında "Gölge Katil" olarak bilinen bir seri katilin işlediği cinayetlerle başlar. Katil, genç kadınları öldürürken esrarengiz ninniler mırıldanır ve polisi şaşırtacak modern yöntemler kullanır. Cinayetler, katilin öldüğüne inanılarak sona erer. Ancak 17 yıl sonra, bir fahişenin vahşice öldürülmesiyle olaylar yeniden alevlenir. Emekli komiser Moretti (Max Von Sydow), geçmişte bu cinayetleri çözmüş bir dedektiftir. Yeni cinayetlerin ardındaki sır perdesini aralamak için yeniden devreye girer. Moretti, katilin peşine düşerken, 1983'te annesi katledilen küçük bir çocuğa verdiği sözü hatırlar: "Hayatım boyunca olsa bile katili bulacağım." Bu söz, onu katili yakalamak için kendi yöntemlerini kullanmaya iter. Katilin evinde bulunan bıçaklar, diş ve saç parçaları, cinayet haberlerinin kupürleri gibi detaylar, izleyiciyi korku dolu bir maceraya sürükler.