After the Swedish invasion of Denmark in 1657 described in Gøngehøvdingen (1961), Copenhagen is now besieged and they are starving there. Svend and Ib help a noble family escape and bring food and weapons to Copenhagen.
Katy McLaughlin desires to work on her family's mountainside horse ranch, although her father insists she finish boarding school. Katy finds a mustang in the hills near her ranch. The headstrong 16 year old then sets her mind to tame a mustang and prove to her father she can run the ranch. But when tragedy happens, it will take all the love and strength the family can muster to restore hope.
The true and inspiring story of the Elliott family, who refused to surrender, instead turning to one another and their faith in the worst of circumstances, to rebuild their lives, their boy, and their dreams... together. Step by grueling step, with faith, love, and the tireless work of a mother and father to save their family, their farm, their dream, Hoovey learns to walk again. To read again. To dribble and shoot a basketball again. And yes, to dream again himself. Then stepping out in his faith, back onto the hard court, to live that dream of playing this game once more...
Assie(Catherine Bell) ve Polis şefi olan Jake(Chris Potter) evlenmeye karar vermişlerdir. Jake bu tarihi Cassie süpriz yaparak biraz öne almaya karar verir. 6 gün sonraya. Yani noel gecesine. Noele 6 gün kalmıştır fakat ortada düğün için hiçbir hazırlık bulunmamaktadır. Cassie düğünü yetiştirebilmek için herkesten yardım istemek zorundadır. Ve koşuşturma başlar. Bu arada Jake, eskiden soyguna karışmış olan ve iyi halden 5 yıl erken tahliye olarak kente dönen Leon ile de ilgilenmek zorundadır. Bakalım bu 6 günde neler yaşanacak?
Büyük Buhran döneminde Ozark Dağları'nda geçen hikâyede Billy Coleman, iki av köpeği yavrusu satın alma hayalini gerçekleştirmek için iki yıl boyunca çalışır ve kazançlarını biriktirir. "Old Dan" ve "Little Ann" ile birlikte Cherokee topraklarının nehir yataklarında dolaşırken, macera ve trajedi dolu ezici zorluklarla karşılaştıkça Tanrı'ya olan güveni artar.
Rumulus dahi zenci bir piyanist iken Stuyvesant adlı biri tarafından gözlendiği saplantısı ile paranoyak olmuş ve bir parktaki mağaranın içine yerleşmiştir.. Evsiz denmesine kızmaktadır zira evi mağarasıdır.. Bu arada mağarasının önündeki ağacın üstünde bir ceset bulur ve katilleri aramaya baslar..