A paltry pension is the scenario in which love is forged between a mysterious woman and a frustrated writer. Based on the comedy "The poor things" by Alfonso Paso.
An impoverished American sailor is fortunate enough to be passing the house of two rich gentlemen who have conceived the crazy idea of distributing a note worth one million pounds. The sailor finds that whenever he tries to use the note to buy something, people treat him like a king and let him have whatever he likes for free. Ultimately, the money proves to be more troublesome than it is worth when it almost costs him his dignity and the woman he loves.
On yıl süren zahmetli bir çalışmadan sonra, romancı Karen Eiffel, en iyi kitabını tamamlamak üzeredir. Önündeki tek sorun, ana karakteri Harold Crick’i nasıl öldüreceğini bulmaktır. Yazar, Harold Crick’in gerçekte yaşadığını ve sözcükleri yazdığı anda olayları yaşadığını bilmemektedir. Şaşkına dönen Harold, yazarın aklındakileri duyup romanın (ve kendi) sonunu değiştirmesi gerektiğini anlar.
Zalim ablası tarafından büyütülen zavallı yetim Pip, Magwitch isimli bir mahkumla mezarlıkta yaşadığı korkunç deneyimden sonra ve tuhaf Bayan Havisham’la güzel ama çıkarcı yeğeni Estella’ya yaptıkları utanç verici ziyaretler yüzünden büyük umutları olması mümkün olan bir çocuk değildir. Estella isimsiz bir hayırsever tarafından servete kavuşturulana dek Pip’e işkence etmiştir.
Unutulamaz karakterle dolu Büyük Umutlar entrika, aşk ve paranın satın alamayacağı mutluluğa dair bir hikaye. John Irving’e göre, Büyük Umutlar İngiliz dilinde yazılmış bir roman için, konusu fazla mükemmel kurgulanmış bir eserdir.
J. Hillis Miller ise Büyük Umutlar’ın Dickens’ın dünyayı algılama şeklinin en kapsamlı ve en yoğun örneği olduğunu ve Pip’in örnek bir Dickens kahramanı olabileceğini belirtmiştir...
Bir televizyon talk-show'unda yetenek avcılığı yapan prodüktör Jane Goodale, erkek arkadaşı tarafından terk edildikten sonra, erkekler alehine bir gazete köşe yazısı kaleme alır. Çapkın bir yaradılışı olan ev ve iş arkadaşını da bir nevi kobay olarak kullanınca, yazı büyük ilgi görür ve Jane aynı dertten musdarip kadınlar arasında büyük şöhrete erişir. Fakat özel hayatındaki sorunlar çözülmüş değildir...
Auggie'nin New York'taki tütüncü dükkanında tıpatıp aynı olan günler birbirini takip etmektedir ta ki Auggie, bize hayatın küçük detaylarının farkına varmayı öğretene kadar. Paul Benjamin, her gün sokakta gördüğü ama tam olarak kavrayamadığı hayat ile ilgili kendisine bir roman kazandıran bir sürü olaylar dizisi yaratır. Sonunda artık bir öykü oluşturma sırası Auggie'ye gelmiştir.