Set in a warm summer in 1990 in former East Germany, it follows a young woman who begins a relationship with a charismatic farmer who is twice her age.
Martin Behrens is a Middle East expert for the German intelligence agency BND. He obtains information leading to a U.S. drone strike on a wanted terrorist in Zahiristan. A few days later, there's a terrorist attack on a restaurant – the video claiming responsibility calls it payback for the drone strike. Freelance journalist Aurice, with whom Martin was having an affair, is among the victims – she was investigating corruption at the heart of the BND. Martin soon has to realize that in a world where big corporations profit from arms deals as well as from homeland security contracts, good and evil are sometimes hard to tell apart.
Savaştan sonra bir ıslahevinde yaşamını sürdüren Siggi Jepsen, Almanca dersi için "Görev Tutkusu" konulu makale yazmak zorunda olsa da hiçbir fikri yoktur. Ertesi gün bir hücreye kilitlendiğinde, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki çocukluğunun anıları yeniden canlanmıştır: Polis memuru babası Jens Ole Jepsen, dost canlısı dışavurumcu ressam Ludwig Nansen'e 1943'te bir "profesyonel diskalifiye" (berufsverbot) getirmekle görevlendirilir. Siggi'nin, Nansen'in gözetimi konusunda babasına yardım etmesi gerekirken aksine babasına isyan eder, inatçı Nansen'ın yanında yer alır ve bazı yasak resimlerini saklaması sonucunda kendisinin akıl hastanesine gönderilmesine yol açar.
Middle-aged widow Beatrice Hunsdorfer and her daughters Ruth and Matilda are struggling to survive in a society they barely understand. Beatrice dreams of opening an elegant tea room but does not have the wherewithal to achieve her lofty goal. Epileptic Ruth is a rebellious adolescent, while shy but highly intelligent and idealistic Matilda seeks solace in her pets and school projects, including one designed to show how small amounts of radium affect marigolds.
Fin (Campino) dünyaca ünlü bir fotoğrafçıdır. Çok az uyuyan ve sürekli müzik dinlediği için kulağından hiç çıkarmadığı ve onsuz bir yere gitmediği kulaklığı ile yaşayan Fin bir süre sonra alt üst olmuş hayatının anlamsızlığını fark ederek her şeyi arkada bırakıp uzaklaşmak ister. Düsseldorf'tan ayrılıp, Palermo'ya gider. Ancak burada onu, yeni bir hayata ve büyük bir aşka götürecek, bir hesaplaşma ve gerilim dolu günler beklemektedir.
Jude ve Mina, New York’ta tesadüf eseri tanışıp beraber olmaya başlarlar. Jude’un hareketli kişiliğini Mina sakinliğiyle tamamlayınca, kusursuz ilişkileri evliliğe kadar gider. Ancak bu kusursuz denge, bebeklerinin dünyaya gelmesinin ardından bozulur ve çiftin aslında ebeveynlik konusunda birbirlerinden çok farklı düşündükleri ortaya çıkar. Mina vegan beslenme ve arınmayı bir saplantı haline getirmiştir ve ağır bir diyet yapmaktadır. Üstelik bu diyeti bebeğine de uygulamaya çalışmaktadır. Bebeğin büyüme sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını gören Jude, duruma müdahale etmeye çalışır ancak bu bir ölüm kalım savaşına dönüşecektir.