The life of two men changed unexpectedly when Ajith, an Indian sailor who was robbed and lost everything, appears out of nowhere in front of Pierre, a single and grumpy Frenchman.
New Yorklu nevrotik bir iş kadını olan Ruth, ailesinin geçmişini anlamak için Holokost'tan sağ kurtulan büyüleyici inatçı babası Edek ile birlikte Polonya'ya bir yolculuğa çıkar. Edek'in geçmişiyle yüzleşme konusundaki tereddütü ve çoğu zaman tuhaf tavırları, kızıyla arasında birden fazla anlaşmazlığa neden olur. Post-sosyalist Polonya'yı keşfeden iki New Yorklunun bu duygusal, komik kültür çatışması, aileyle ve geçmişle yeniden bağlantı kurmanın ne kadar beklenmedik bir hazine olabileceğini gözler önüne seriyor.
Marie, başarılı bir öğrenci olup çello çalmaktadır. Diğer taraftan Victor, arkadaş canlısı ve dinamik bir genç olmasına rağmen okulda pek başarılı değildir. Marie, zamanla görme yeteneğini kaybetmeye başlar. Ona aşık olan Victor, görme engeli konusunda yardımcı olur. Marie ise Voctor’a okulda daha başarılı olmasında destek sağlamaya başlar ve iki genç arasında sağlam bir bağ kurulur.
İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıcında, özgür dünyanın kaderi Bordeaux'daki lüks Hotel Splendide'da dengede durmaktadır. Kabine üyeleri, gazeteciler, fizikçiler ve her görüşten casuslar, Almanların Paris'i işgalinden kaçmak için bir araya gelmişlerdir. Yüksek sosyete, hapishane kuşlarıyla kaynaşmıştır. Cinayet entrikaları, bilimsel sırlar ve aşk ilişkileri zaman içinde gelişir.
Christine’s life has not been easy lately. Her lonely routine is divided between free food banks distributions and wandering the streets. On a cold winter night she founds Suli, an 8-year-old Eritrean boy, sobbing in front of her shelter. Christine understands that he is lost and has been separated from his mother. Bounded by their marginal condition, they embark together on an emotional journey to find Suli’s mother in the underground world of Paris...
Büyüleyici ve seksi Paris, 1969.... 2001 yılı başlarında bir grup asinin sahip olduğu gizli silahı elde etmek için tehlikeli göreve gönderilen kadın süper casusun nefes kesen macerası... Bilim kurgu tarzı bu filmin setinde yönetmenin Seksi gizli ajan Dragonfly (Angela Lindvall) karakterini oynayan aktrise olan tutkusu ve ön yargısı neticesinde filmin sonu gelmez. Genç Amerikan çaylak film yönetmeni Paul (Jeremy Davies)'u filmde yaşamını belgelemek bütün dürüstlüğü ile bu düşük bütçeli filmi bitirmek için davet edilir ve ona yaşamının şansı verilir. Bütün sorunlara rağmen filmin bütün yetkilerini almayı başarır. Süper bir casus filmi yapmak için bütün inancı ile filme başladığında güzel ve seksi oyuncusunu ayartmak ve hayal gücünün ötesinde ki macerada ona katılmak için bütün riskleri alarak yeni işini tehlikeye sokar.